
Katılma alacağı hesaplanırken eşlerin bütün malları bir araya getirilip ikiye bölünmez. Edinilmiş mallara katılma rejiminde her eşin mal kesimleri ve borçları ayrı belirlenir. Diğer eşin hakkı, kural olarak bu hesap sonunda ortaya çıkan pozitif artık değerin yarısı üzerindedir. Karşılıklı alacaklar varsa takas değerlendirmesi yapılır. Tapudaki malın yarısının doğrudan diğer eşe geçmesi ise bu hesabın otomatik sonucu değildir.
Doğru hesap, rakam toplamaktan önce hukuki sınıflandırma gerektirir. Malın kime ait olduğu, hangi rejim döneminde edinildiği, edinme kaynağı, ilgili borç ve değerleme zamanı açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu aşamalardan birindeki hata, bilirkişi aritmetiği doğru olsa bile alacağın yanlış belirlenmesine yol açabilir. Talep sınırları da mahkemenin hangi mal ve hangi tutar hakkında hüküm kurabileceğini etkiler.
İlk Ayrım Malın Sahibi ile Mal Kesimi Arasındadır
Bir malın eşlerden birinin adına kayıtlı olması, o malın mutlaka kişisel mal sayılmasını gerektirmez. Mülkiyet, malın kime ait olduğunu gösterir. Edinilmiş veya kişisel mal ayrımı ise o değerin tasfiye hesabında nasıl ele alınacağını belirler. Evlilik döneminde çalışma karşılığı edinilen bir değer, yalnız bir eş adına kayıtlı olsa da edinilmiş mal niteliği taşıyabilir.
Miras yoluyla veya karşılıksız kazanılan değerler kişisel mal kapsamında değerlendirilir. Buna karşılık kişisel malın geliri için kanunun ayrı düzenlemesi vardır. Malın kendisi ile gelirinin aynı mal kesimine ait olduğunu varsaymak hatalı hesap doğurabilir. Eşlerin mal rejimi sözleşmesi bulunuyorsa bunun ilgili düzenlemeleri de incelenmelidir.
Bir eşin malı olduğu ileri sürülen değerin aslında üçüncü kişiye ait olması halinde önce hak sahipliği sorunu çözülür. Başkasının malı, yalnız eş tarafından kullanıldığı için tasfiye hesabına onun mülkiyeti gibi yazılamaz. Diğer yandan kayıtta görünen durumun gerçeği yansıtmadığı iddiası varsa bu iddianın hukuki temeli ve ispatı ayrıca belirlenir.
TMK 222, malların niteliği konusunda ispat kuralları getirir. Bir malın kişisel mal olduğunu savunan tarafın, bu iddiayı destekleyen edinme kaynağını ve ilgili kayıtları ortaya koyması gerekir. Edinilmiş mal karinesi, somut karşı delille çürütülebilir. Belge bulunmadığı her durumda bütün evlilik geçmişini tahmin yoluyla yeniden kurmak yerine kanuni ispat düzeni uygulanır.
Kişisel Kaynağın İzlenmesi
Kişisel bir mal satılarak başka bir değer edinilmişse, yerine geçen değerin kaynağı önem taşır. Satış bedelinin hangi tarihte alındığı ve yeni edinimde nasıl kullanıldığı gösterilmelidir. Birbirinden kopuk iki işlem arasındaki yalnız zaman yakınlığı, bedelin aktarıldığını her zaman ispatlamaz. Banka hareketi, sözleşme ve ödeme kayıtlarının birlikte okunması gerekebilir.
Farklı kaynakların aynı edinimde birleşmesi halinde tüm malı gerekçesiz biçimde tek kesime yazmak doğru olmayabilir. Bununla birlikte eşler arasındaki katkı payı veya değer artış payı alacağının ayrı hesap yöntemleri bu yazının kapsamı dışındadır. Katılma alacağı yönünden gerekli olan, hesapta hangi değerin edinilmiş mal kesiminde kaldığının açıklanmasıdır.
Rejimin Sona Ermesi ile Değerleme Tarihi
Mal rejiminin sona erdiği tarih, hesaba hangi malvarlığı durumunun alınacağını belirler. Boşanmaya karar verilmesi halinde TMK 225 gereğince rejim dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. Eşlerin fiilen ayrı yaşamaya başladığı gün ile boşanma davasının açıldığı gün aynı olmayabilir. Ayrı eve çıkılması tek başına kanundaki sona erme tarihini değiştirmez.
Boşanma davasının reddedilmesi veya farklı bir davanın boşanmayla sonuçlanması gibi olgular, hangi tarihin esas alınacağı bakımından önemlidir. Hesapta kullanılan dava tarihi ile tasfiyeye temel olan karar arasında bağlantı kurulmalıdır. Dosyada bulunan ilk boşanma dilekçesinin tarihini herhangi bir inceleme yapmadan sona erme tarihi saymak hatalı olabilir.
Rejimin sona ermesi anındaki mal kesimlerinin belirlenmesi ile bu malların değerinin saptanması farklı işlemlerdir. TMK 235, sona erme sırasında mevcut edinilmiş malların tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılmasını düzenler. Bu nedenle yıllar önceki alım bedelini doğrudan ikiye bölmek, kanuni hesabı karşılamaz.
Raporun hangi tarihli malvarlığı durumunu ve hangi tarihli fiyat verisini kullandığı açık olmalıdır. Sona ermeden sonra gerçekleşen değer değişimi ile malın fiziksel veya hukuki durumundaki değişiklik aynı kavram değildir. Değeri belirlerken hangi özelliklerin dikkate alındığı açıklanmamışsa tarafların hesabı denetlemesi güçleşir.
Eşler daha önce farklı bir mal rejimine tabi olmuş olabilir. Hesap dönemi, evliliğin başlangıcından sonuna kadar tek bir rejim varmış gibi kurulamaz. Sözleşme, kanuni geçiş hükümleri ve edinim tarihleri birlikte incelenir. Rejimin uygulanmadığı döneme ait bir edinime aynı katılma formülünün doğrudan uygulanması doğru değildir.
Artık Değere Ulaşmak İçin Borçlar Ayrıştırılır
TMK 231, edinilmiş malların toplamından bu mallara ilişkin borçların çıkarılmasıyla kalan değeri esas alır. Hesap, ekleme ve denkleştirme işlemlerini de içerir. Borcun hangi mal kesimine bağlı olduğu belirlenmeden yalnız toplam borç tutarını edinilmiş mallardan düşmek, bir eşin kişisel yükünü diğer eşin katılma hakkına taşıyabilir.
Bir borcun varlığı kadar hangi edinim veya giderle bağlantılı olduğu da gösterilmelidir. Borç belgesi, ödeme hareketi ve sözleşme ilişkisi birlikte incelenir. Tasfiye sırasında ortaya çıkarılan ve ekonomik karşılığı açıklanamayan bir borç iddiası, yalnız yazılı belge sunulduğu gerekçesiyle tartışmasız kabul edilemez.
Aynı borcun iki kez düşülmemesi gerekir. Örneğin malın net değerini gösteren bir hesapta borç zaten dikkate alınmışsa ayrıca aynı tutarı artık değerden çıkarmak alacağı azaltır. Raporun brüt değerden mi yoksa önceden netleştirilmiş değerden mi başladığı anlaşılır olmalıdır. Ara hesapların açıklanması bu tür hataları görünür kılar.
Mal kesimleri arasındaki denkleştirme, her eşin kendi kişisel ve edinilmiş mal grupları arasındaki hareketi düzenler. Eşlerden birinin diğer eşten alacaklı olmasıyla aynı işlem değildir. Aynı ödeme hem iç denkleştirme hem başka bir alacak hesabında mükerrer biçimde kullanılırsa sonuç bozulur. Hesabın her satırında ödemenin hukuki işlevi gösterilmelidir.
Artık değer negatif çıkarsa bu eksilme diğer eşe yarı oranında yüklenmez. Kanun değer eksilmesinin göz önüne alınmayacağını belirtir. Bir eşin edinilmiş mal kesimindeki borç fazlası, diğer eşin pozitif artık değerinden otomatik indirim kalemine dönüşmez. Karşılıklı hesapların ayrı tutulması bu nedenle önemlidir.
Malın Hesap Dışına Çıkması Her Zaman Sonuç Vermez
Rejim sona erdiğinde bir malın artık eşin mülkiyetinde bulunmaması, değerinin hiçbir koşulda dikkate alınamayacağı anlamına gelmez. TMK 229’da düzenlenen ekleme koşulları gerçekleşmişse belirli kazandırma ve devirlerin değeri hesaba alınabilir. Her satış veya hediye bu kapsamda değildir. İşlemin zamanı, niteliği ve kanunun aradığı koşullar incelenir.
Eklenecek değerin hesaba katılması ile üçüncü kişiden doğrudan tahsil istemek ayrı hukuki aşamalardır. Borçlu eşin tasfiye hesabında bir tutarın görünmesi, o tutarın aynı davada her durumda üçüncü kişiden alınabileceğini göstermez. Üçüncü kişiye yönelik talepler kendi koşullarıyla değerlendirilir. Katılma hesabı bu sınırlar gözetilerek kurulmalıdır.
İki Ayrı Hesabın Birbirine Bağlanması
Basitleştirilmiş bir örnekte bir eşin edinilmiş mal kesimindeki değerlerin toplamı altı milyon lira, ilgili borçları iki milyon lira olsun. Eklenecek değer veya denkleştirme bulunmadığı varsayımında artık değer dört milyon liradır. Diğer eşin bu artık değer üzerindeki kanuni katılma hakkı iki milyon lira olarak hesaplanır. Örnekteki rakamlar herhangi bir güncel sınır veya standart mal değeri değildir.
Diğer eşin de iki milyon liralık edinilmiş mal değeri ve bir milyon liralık ilgili borcu bulunduğu kabul edilirse onun artık değeri bir milyon liradır. İlk eşin bu artık değer üzerindeki hakkı beş yüz bin lira olur. Karşılıklı alacakların takası sonunda iki milyon liralık alacağı olan eş yönünden net bir milyon beş yüz bin liralık fark ortaya çıkar.
| Hesap kalemi | Birinci eş | İkinci eş |
|---|---|---|
| Edinilmiş mal değeri | 6.000.000 TL | 2.000.000 TL |
| İlgili borç | 2.000.000 TL | 1.000.000 TL |
| Artık değer | 4.000.000 TL | 1.000.000 TL |
| Diğer eşin bu hesaptan doğan payı | 2.000.000 TL | 500.000 TL |
Bu örneğin bütün dosyalara uygulanabilecek hazır bir hesap olarak kullanılması mümkün değildir. Sözleşmeyle belirlenen farklı katılma oranı, mal kesimlerine ilişkin uyuşmazlık veya hesaba eklenmesi gereken değer bulunabilir. Örneğin amacı, tek bir ortak mal havuzu yerine iki ayrı artık değer hesabının nasıl ilişkilendirildiğini göstermektir.
Bir eş adına kayıtlı belirli malın yarı bedeli ile tüm tasfiye sonunda ödenecek net alacak bu nedenle farklı olabilir. Talep yalnız belirli bir maldan kaynaklanıyorsa dilekçenin kapsamı ayrıca dikkate alınır. Mahkeme, dosyanın tarafları için açıklanmamış varsayımlarla bütün evlilik malvarlığını kendiliğinden tasfiye eden bir hesap kurmaz.
Geliri Az Olan Eşin Katılma Hakkı
Katılma alacağı için talep eden eşin, diğer eş adına edinilen her malın bedeline doğrudan para aktardığını göstermesi zorunlu değildir. Hak, edinilmiş mallara katılma rejiminin kanuni paylaşım düzeninden doğar. Çalışma geliri bulunmaması veya ev içi sorumluluk üstlenilmesi, katılma hakkını ortadan kaldırmaz. Bu nedenle yalnız banka üzerinden ödeme yapmış eşin alacak isteyebileceği kabulü hesap sistemine uygun değildir.
Talep edenin kendi kazancının az olması, karşı tarafın artık değerinin hesabını da değiştirmez. Önce borçlu olduğu ileri sürülen eşin edinilmiş mal kesimi belirlenir. Diğer eşin kendi hesabında pozitif artık değer varsa karşılıklı haklar ayrıca ilişkilendirilir. Böylece gelir karşılaştırması üzerinden soyut bir hakkaniyet payı belirlenmesi yerine kanundaki mal kesimi ve artık değer yöntemi uygulanır.
Eşlerin evlilik süresince yaptıkları harcamalar da tamamen geri istenebilir bir ortak hesap oluşturmaz. Olağan tüketimle sona ermiş değerler ile rejim sonunda mevcut veya kanunen eklenmesi gereken değerler ayrılmalıdır. Her aile giderini yeniden hesaplayıp yarısını karşı tarafa yüklemek, katılma alacağının konusu ve amacıyla uyuşmaz. Hesapta kalan malvarlığının hukuki niteliği belirleyicidir.
Negatif Hesap ve Mükerrer Takas Riski
İkinci eşin edinilmiş mal kesimi borçlar düşüldükten sonra eksi değere ulaşırsa, birinci eşin bu hesaptan doğan pozitif katılma alacağı bulunmaz. Eksi tutarın yarısını birinci eşin dört milyon liralık artık değerinden düşmek, kanunun değer eksilmesine ilişkin sınırını aşar. Bu örnekte başka hesap kalemi bulunmadığı varsayımıyla ikinci eşin ilk hesaptaki iki milyon liralık katılma hakkı sırf kendi borç fazlası nedeniyle azalmaz.
Borçlu eşin başka bir hukuki ilişkiden doğan kişisel alacak iddiası varsa bu iddia otomatik olarak artık değere katılma hesabına dahil edilmemelidir. Alacağın gerçekten var olup olmadığı, muacceliyeti ve takas koşulları kendi çerçevesinde değerlendirilir. Her karşı iddiayı tasfiye tablosunda borç kalemi göstermek, ispatlanmamış veya farklı nitelikteki bir talebi katılma alacağından düşme sonucunu doğurabilir.
Rapor karşılıklı katılma alacaklarını zaten netleştirmişse hüküm hazırlanırken aynı takas yeniden yapılmamalıdır. Brüt alacaklar, karşılıklı indirim ve kalan tutar ayrı satırlarda gösterildiğinde hangi işlemden sonra hangi miktarın kaldığı anlaşılır. Bu ayrım özellikle birden fazla rapor ve talep artırımının bulunduğu dosyalarda hesap ile talep sonucunun birlikte denetlenmesini kolaylaştırır.
Talep Sonucu ile Bilirkişi Hesabı Uyumlu Olmalıdır
Katılma alacağı kural olarak şahsi bir alacak hakkıdır. Talep eden eş, diğer eşin adına kayıtlı malın kendiliğinden yarı maliki haline gelmez. Malın devrini veya tapu kaydının değiştirilmesini gerektiren başka bir hukuki sebep varsa bu sebep ayrı açıklanmalıdır. Yalnız katılma alacağı hesabından doğrudan tapu iptali sonucu çıkarılamaz.
Dilekçede hangi mal veya değerler üzerinden alacak istendiği anlaşılmalıdır. Genel olarak bütün malların yarısının talep edilmesi, uyuşmazlığın sınırlarını belirlemeye yetmeyebilir. Bilinen malvarlığı unsurları, edinim dönemi ve katılma alacağına dayanak olaylar somutlaştırılır. Başka kayıtların getirtilmesi isteniyorsa bu talep de araştırılacak vakıayla ilişkilendirilir.
Hesaplamanın başlangıçta tamamlanamaması, talep sonucunun belirsiz bırakılmasını haklı kılmaz. 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, HMK 107’yi kaldırmıştır; önceden açılmış davalar için geçiş hükmü korunur. Yeni HMK 109/4, kısmi davadaki miktarın tahkikat bitmeden bir kez artırılmasına imkan verir ve artırılan bölümün zamanaşımını ilk dava tarihinde kesilmiş sayar. Harç, talebin açıklığı ve dosyanın tabi olduğu zaman kuralları birlikte izlenmelidir.
Mahkemenin taleple bağlılığı ile hukuki nitelendirme yetkisi farklıdır. Hakim, ileri sürülen olaylara uygulanacak hukuku değerlendirir fakat tarafın talep etmediği farklı bir sonucu sınırsız biçimde veremez. Bilirkişi raporunda daha yüksek tutar çıkması da usul işlemleri yapılmadan talep sınırını kendiliğinden değiştirmez.
Boşanma dosyası ile mal rejimi tasfiyesi aynı talep alanı değildir. Boşanma sürecinde ileri sürülen nafaka veya tazminat talebi, ayrıca açıklanmamış katılma alacağının yerine geçmez. Protokolde yer alan mali ifadelerin kapsamı da ayrı incelenir. Her genel ödeme veya ibra ifadesinin bütün tasfiye haklarını kapsadığı varsayılamaz.
Raporun Denetimi Rakamların Ötesine Geçer
Bilirkişi raporunda önce malın sahibi, niteliği ve edinim tarihi gösterilmelidir. Sonra değerleme zamanı, kullanılan veriler ve düşülen borçlar açıklanır. Eklenecek değer ile denkleştirme varsa bunların hangi hukuki varsayım üzerine hesaplandığı belirtilmelidir. Yalnız nihai tutarı bildiren rapor, tarafların hesap yöntemini denetlemesini zorlaştırır.
İtiraz belirli bir hata üzerinde kurulabilir. Yanlış tarih kullanılması, kişisel kaynağın göz ardı edilmesi, aynı borcun iki kez indirilmesi veya bir değerin iki ayrı kalemde sayılması sonucu değiştirir. Raporu yalnız düşük ya da yüksek bulmak yerine ilgili satır ve dayanak kayıt gösterilmelidir. Böylece ek incelemenin hangi soruyu çözmesi gerektiği anlaşılır.
Hukuki nitelendirme hakime aittir. Bir değerin kişisel veya edinilmiş mal sayılması, yalnız uzman kişinin tercihine bırakılacak teknik bir mesele değildir. Bilirkişi gerekli hesap ve değerleme bilgisini sağlar. Hukuki varsayım tartışmalıysa alternatif hesap istenebilir, ancak hangi varsayımın kabul edileceği yargısal değerlendirmeyle belirlenir.
Farklı raporlar arasında tutar farkı bulunduğunda önce kullanılan veri ve yöntem karşılaştırılır. Raporlardan birinin daha yeni olması bütün hukuki kabullerinin doğru olduğunu göstermez. Diğerinin tarih itibarıyla eski kalması da her hesap adımını değersiz hale getirmez. Çelişkinin hangi değişkenden doğduğu ortaya konularak giderilmesi gerekir.
Oran, Ödeme Biçimi ve Hesabın Son Sınırı
Kanuni yarı oranı, her olayda değiştirilemez bir sonuç değildir. Geçerli mal rejimi sözleşmesiyle başka esas kabul edilmiş olabilir. Ayrıca TMK 236, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde kusurlu eşin artık değerdeki payı için özel düzenleme içerir. Genel boşanma kusurunun her türünü bu istisnaya dahil etmek doğru olmaz.
Ödemenin para veya ayın olarak yapılması ile alacağın hesap yöntemi de birbirinden ayrılır. TMK 239, ödeme biçimi ve koşullarına ilişkin hükümler getirir. Bir malın aynen verilmesinin gündemde olması, diğer eşin önceden o malın yarısına malik olduğu sonucunu doğurmaz. Alacağın kapsamı önce belirlenir, ödeme şekli ilgili kurallarla değerlendirilir.
Faiz ve ödeme ertelemesi gibi sonuçlar, tasfiye hesabının tamamlandığı aşama ve talebin niteliğiyle bağlantılıdır. Kanun, koşulları bulunan erteleme ve güvence imkanlarını düzenler. Bu konuların değerlendirilmesi, asıl alacağın hangi mal kesimleri ve borçlar üzerinden hesaplandığını açıklama gereğini ortadan kaldırmaz.
Hesabın sonunda malvarlığı toplamı, kişisel değerler, ilgili borçlar, gerekli ekleme ve denkleştirmeler ile katılma oranı birbirini izleyen açık adımlarla gösterilmelidir. Talep sonucu bu hesaba uyduğunda hem tarafların itirazları hem hükmün kapsamı denetlenebilir olur. Belirli varlık türlerine özgü değerleme yöntemleri ve farklı katkı alacakları, kendi hukuki sorunları içinde ayrıca incelenmelidir.
Kaynaklar: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu; 7589 sayılı Kanun, HMK değişiklikleri ve geçiş hükümleri.
Hukuki Uyarı
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçeriğin somut bir uyuşmazlığa uygulanması, olayın özellikleri ile güncel mevzuat ve yargı kararlarının birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Yazı, kişiye özel hukuki görüş veya hukuki danışmanlık yerine geçmez.
Av. Gizem ARAL
www.gizemaral.av.tr/