Vasiyetnamenin İptali Davası

Vasiyetnamenin İptali Davası Nedir?

Vasiyetnamenin iptali davası, miras bırakan tarafından düzenlenen vasiyetnamenin kanunda öngörülen geçerlilik şartlarını taşımadığı veya iradi bir sakatlık içerdiği iddiasıyla, ölüme bağlı tasarrufun tamamen ya da kısmen ortadan kaldırılması amacıyla açılan davadır. Türk Medeni Kanunu, miras bırakanın son arzularına hukuki sonuç bağlarken vasiyetname düzenleme serbestisini sınırsız kabul etmemiş, tasarrufun geçerliliğini belirli şartlara bağlamıştır.

Vasiyetname, miras bırakanın ölümünden sonra hüküm doğuran tek taraflı bir ölüme bağlı tasarruftur. Miras bırakan, vasiyetname ile mirasçı atayabilir, belirli bir malını bir kişiye bırakabilir, vakıf kurabilir veya kanunun izin verdiği başka ölüme bağlı tasarruflarda bulunabilir. Vasiyetname düzenlenmiş olması, içerdiği bütün tasarrufların her koşulda geçerli olduğu anlamına gelmez. Vasiyetname düzenleme ehliyetinin bulunmaması, iradenin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda açıklanması, tasarrufun hukuka ya da ahlaka aykırı olması veya kanunda aranan şekil şartlarına uyulmaması halinde vasiyetnamenin iptali istenebilir.

Vasiyetnamenin iptali davasında mahkeme, miras bırakanın yaptığı mal paylaşımının adil olup olmadığını denetlemez. Bir mirasçıya diğerlerinden daha fazla mal bırakılması veya bir kişinin vasiyetname ile mirasçı atanması, tek başına iptal sebebi değildir. İnceleme, Türk Medeni Kanunu’nda öngörülen iptal sebeplerinden birinin somut olayda bulunup bulunmadığı üzerinde yapılır.

Bu ayrım özellikle saklı pay ihlali bakımından önem taşır. Vasiyetname usulüne uygun şekilde düzenlenmiş ve hukuken geçerli olmasına rağmen saklı paylı mirasçıların haklarını ihlal edebilir. Böyle bir uyuşmazlıkta vasiyetnamenin iptalinden değil, şartları mevcutsa tenkis hükümlerinin uygulanmasından söz edilir. Dolayısıyla vasiyetnamenin geçersizliği ile miras bırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşması birbirinden farklı hukuki meselelerdir.

Vasiyetnamenin Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından açılıp ilgililere okunmuş olması da vasiyetnamenin hukuken geçerli olduğunun kesin olarak tespit edildiği anlamına gelmez. Vasiyetnamenin açılması, miras bırakanın ölümünden sonra ölüme bağlı tasarrufun ilgililere bildirilmesine yönelik bir işlemdir. Vasiyetnamenin geçerliliğine ilişkin uyuşmazlık ise açılacak vasiyetnamenin iptali davasında incelenir.

İptal kararı kendiliğinden ortaya çıkmaz. Kanunda öngörülen iptal sebeplerinden birinin bulunması halinde, dava hakkına sahip kişinin süresi içerisinde mahkemeye başvurması gerekir. Mahkeme, tarafların ileri sürdüğü vakıaları ve sunulan delilleri değerlendirerek vasiyetnamenin tamamen veya yalnızca belirli tasarruflar yönünden iptaline karar verebilir.

Vasiyetnamenin iptali özellikle miras bırakanın ileri yaşta veya ağır hastalık döneminde vasiyetname düzenlediği, iradesinin başka kişiler tarafından yönlendirildiğinin ileri sürüldüğü, el yazılı vasiyetnamenin şekil şartlarının tartışmalı olduğu ya da resmi vasiyetnamenin düzenlenmesi sırasında kanuni şartlara uyulmadığının iddia edildiği davalarda kapsamlı bir inceleme gerektirir. İptal sebebinin niteliğine göre sağlık kayıtları, noter belgeleri, tanık anlatımları, el yazısı incelemeleri ve diğer deliller değerlendirmeye alınabilir.

Vasiyetnamenin İptali Sebepleri Nelerdir?

Vasiyetnamenin iptali davası her türlü hukuka aykırılık veya mirasçılar arasındaki menfaat çatışması nedeniyle açılamaz. Türk Medeni Kanunu, ölüme bağlı tasarrufların hangi sebeplerle iptal edilebileceğini özel olarak düzenlemiştir. İptal talebinin kabul edilebilmesi için kanunda belirtilen sebeplerden en az birinin somut olayda mevcut olması gerekir.

Türk Medeni Kanunu’nun 557. maddesine göre vasiyetnamenin iptali, miras bırakanın tasarruf ehliyetinin bulunmaması, vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılması, tasarrufun içeriğinin ya da bağlandığı koşul veya yüklemenin hukuka veya ahlaka aykırı olması ve vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekil şartlarına uyulmadan düzenlenmesi sebeplerine dayanabilir.

Vasiyetname Düzenleme Ehliyetinin Bulunmaması

Geçerli bir vasiyetname düzenleyebilmek için miras bırakanın vasiyetnameyi yaptığı sırada on beş yaşını doldurmuş ve ayırt etme gücüne sahip olması gerekir. Özellikle ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı, vasiyetnamenin iptali davalarında yoğun şekilde tartışılan konular arasındadır.

İleri yaş, tek başına vasiyetname düzenleme ehliyetinin bulunmadığını göstermez. Aynı şekilde bir hastalık tanısının bulunması da her durumda ehliyetsizlik sonucunu doğurmaz. İncelenmesi gereken, miras bırakanın vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte yaptığı işlemin anlamını, sonuçlarını ve malvarlığı üzerindeki etkisini değerlendirebilecek zihinsel yeterliliğe sahip olup olmadığıdır.

Ehliyetsizlik iddiasının bulunduğu davalarda sağlık kayıtları, kullanılan ilaçlar, hastane yatışları, hekim değerlendirmeleri ve tanık anlatımları incelenebilir. Gerekli görülmesi halinde tıbbi belgeler üzerinden uzman incelemesi yaptırılarak miras bırakanın vasiyetname tarihindeki ayırt etme gücü değerlendirilir.

Yanılma, Aldatma, Korkutma veya Zorlama

Vasiyetname, miras bırakanın özgür ve gerçek iradesini yansıtmalıdır. Miras bırakanın yanılma veya aldatma etkisi altında vasiyetname düzenlemesi ya da korkutma ve zorlama sonucunda belirli bir tasarrufta bulunması halinde vasiyetnamenin iptali talep edilebilir.

Örneğin bir mirasçı hakkında gerçeğe aykırı bilgiler verilerek miras bırakanın o kişiyi vasiyetinden çıkarmasının sağlanması, olayın özelliklerine göre aldatma kapsamında değerlendirilebilir. Miras bırakanın tehdit edilerek belirli bir kişiyi mirasçı atamaya veya belirli bir malı o kişiye bırakmaya zorlanması da iradenin serbest biçimde oluşmadığını gösterebilir.

Aile bireylerinden birinin miras bırakanla yakın ilişki kurması, bakımını üstlenmesi veya vasiyetname hazırlanırken yanında bulunması ise tek başına irade sakatlığını kanıtlamaz. İptal isteyen kişinin, miras bırakanın iradesinin hangi davranışlarla ve ne şekilde etkilendiğini somut vakıalarla ortaya koyması gerekir.

Hukuka veya Ahlaka Aykırı Tasarruflar

Vasiyetnamenin içeriğinin, içerdiği koşulun veya yüklemenin hukuka ya da ahlaka aykırı olması da iptal sebebidir. Miras bırakanın ölüme bağlı tasarruf serbestisi, emredici hukuk kuralları ve hukukun koruduğu değerlerle sınırlıdır.

Hukuka veya ahlaka aykırılığın vasiyetnamenin yalnızca belirli bir hükmüne ilişkin olması halinde, bunun bütün vasiyetnameyi etkileyip etkilemeyeceği ayrıca değerlendirilir. İptal sebebinin tasarrufun geri kalanından ayrılabilir olması, kısmi iptal bakımından önem taşıyabilir.

Vasiyetnamenin Şekil Şartlarına Aykırı Düzenlenmesi

Türk Medeni Kanunu vasiyetnamenin resmi şekilde, miras bırakanın el yazısıyla veya olağanüstü şartların gerçekleşmesi halinde sözlü olarak yapılmasına imkan tanımaktadır. Her vasiyetname türü için uyulması gereken şekil kuralları farklıdır.

El yazılı vasiyetnamede metnin tamamının miras bırakanın el yazısıyla yazılması, düzenleme tarihinin belirtilmesi ve imzanın bulunması gerekir. Resmi vasiyetnamede ise resmi memurun ve tanıkların katılımı dahil olmak üzere kanunda düzenlenen usule uyulmalıdır. Sözlü vasiyetname ise ancak kanunun öngördüğü olağanüstü şartların mevcut olması halinde başvurulabilecek istisnai bir vasiyet şeklidir.

Şekil şartlarına aykırılık, vasiyetnamenin kendiliğinden yok sayılması anlamına gelmez. Kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde, iptal hakkına sahip kişinin dava açarak vasiyetnamenin iptalini istemesi gerekir.

İptal Sebebinin Doğru Belirlenmesi Gerekir

Aynı vasiyetname bakımından birden fazla iptal sebebi ileri sürülebilir. Örneğin miras bırakanın vasiyetname tarihinde ayırt etme gücünün bulunmadığı ileri sürülürken, resmi vasiyetnamenin düzenlenmesinde şekil şartlarına aykırılık bulunduğu da iddia edilebilir. Her iptal sebebi kendi maddi vakıaları ve delilleri çerçevesinde incelenir.

Vasiyetnamenin iptali davasında mirasçılar arasındaki paylaşımın adaletsiz bulunduğunun ileri sürülmesi ise tek başına yeterli değildir. Mahkemenin incelemesi, vasiyetnamenin içeriğinin mirasçılar bakımından hakkaniyetli olup olmadığına değil, kanunda düzenlenen iptal sebeplerinden birinin gerçekleşip gerçekleşmediğine yöneliktir.

Vasiyetname Düzenleme Ehliyeti Nasıl Belirlenir?

Vasiyetnamenin geçerliliği bakımından miras bırakanın tasarrufu yaptığı tarihte vasiyetname düzenleme ehliyetine sahip olması gerekir. Türk Medeni Kanunu’na göre on beş yaşını dolduran ve ayırt etme gücüne sahip olan kişi vasiyetname düzenleyebilir. Bu iki şarttan özellikle ayırt etme gücü, vasiyetnamenin iptali davasında kapsamlı incelemelere konu olabilmektedir.

Ayırt etme gücü değerlendirilirken kişinin genel sağlık durumundan ziyade, vasiyetnameyi düzenlediği sıradaki zihinsel yeterliliği araştırılır. Miras bırakanın yaptığı işlemin anlamını ve sonuçlarını kavrayabilmesi, malvarlığının kapsamını değerlendirebilmesi ve iradesini makul biçimde oluşturabilmesi gerekir. Bu nedenle ehliyet incelemesi soyut bir sağlık değerlendirmesine değil, doğrudan vasiyetnamenin düzenlendiği tarihe yöneliktir.

İleri Yaş Tek Başına Ehliyetsizlik Anlamına Gelmez

Miras bırakanın vasiyetname düzenlediği sırada ileri yaşta olması, tek başına ayırt etme gücünün bulunmadığını göstermez. İleri yaştaki bir kişi zihinsel yetilerini koruduğu sürece geçerli bir vasiyetname düzenleyebilir. Yaş, ancak kişinin zihinsel durumu ve sağlık geçmişiyle birlikte değerlendirilmesi gereken olgulardan biridir.

Bu nedenle yalnızca miras bırakanın seksen veya doksan yaşında olduğunun belirtilmesi, vasiyetnamenin ehliyetsizlik nedeniyle iptali için yeterli değildir. İddianın, vasiyetname tarihindeki ayırt etme gücünü etkileyebilecek somut olgular ve delillerle desteklenmesi gerekir.

Demans ve Benzeri Hastalıklar Nasıl Değerlendirilir?

Demans, Alzheimer hastalığı, bilişsel bozukluklar, psikiyatrik hastalıklar ve zihinsel işlevleri etkileyebilecek diğer rahatsızlıklar ehliyet incelemesinde dikkate alınabilir. Bununla birlikte bir hastalık tanısının bulunması, vasiyetnamenin doğrudan geçersiz olduğu anlamına gelmez.

Hastalığın hangi tarihte başladığı, vasiyetname düzenlendiği sıradaki düzeyi, kişinin bilişsel işlevleri üzerindeki etkisi, tedavi süreci ve kullanılan ilaçlar birlikte incelenir. Hastalığın ilerleyici nitelikte olduğu uyuşmazlıklarda vasiyetname tarihine yakın tıbbi kayıtlar daha fazla önem kazanabilir.

Ehliyet Vasiyetnamenin Düzenlendiği Tarihe Göre İncelenir

Miras bırakanın ölümünden kısa süre önce ağır bir hastalık geçirmiş olması veya ölüm tarihindeki zihinsel durumunun bozulmuş bulunması, daha önce düzenlenen vasiyetnamenin geçersizliğini kendiliğinden doğurmaz. Aynı şekilde vasiyetnameden yıllar önce geçirilmiş bir hastalık da sonraki tarihte ayırt etme gücünün bulunmadığını tek başına kanıtlamaz.

Vasiyetnamenin iptali davasında ehliyet incelemesinin merkezinde vasiyetnamenin düzenlendiği tarih bulunur. Vasiyetname tarihinden önceki ve sonraki sağlık kayıtları ise o tarihteki zihinsel durumun belirlenmesine yardımcı oldukları ölçüde değerlendirilir.

Sağlık Kayıtları Birlikte İncelenir

Ehliyetsizlik iddiasının ileri sürüldüğü davalarda miras bırakanın sağlık geçmişinin mümkün olduğunca eksiksiz şekilde ortaya çıkarılması gerekir. Hastane kayıtları, epikrizler, reçeteler, kullanılan ilaçlar, nöroloji ve psikiyatri muayeneleri, görüntüleme sonuçları ve diğer tıbbi belgeler incelemeye konu olabilir.

Tek bir muayene kaydından hareketle değerlendirme yapılması her zaman yeterli olmayabilir. Özellikle uzun süreli veya ilerleyici hastalıklarda farklı tarihlerdeki tıbbi kayıtların karşılaştırılması, zihinsel durumdaki değişimin belirlenmesine imkan sağlayabilir.

Noterde Düzenlenen Vasiyetnamede Ehliyetsizlik İleri Sürülebilir mi?

Resmi vasiyetnamenin noter veya kanunen yetkili başka bir resmi memur önünde düzenlenmiş olması, sonradan ehliyetsizlik iddiasında bulunulmasını engellemez. Resmi vasiyetnamenin kanunda öngörülen usule uygun şekilde düzenlenmiş olması güçlü bir hukuki güvence sağlamakla birlikte, miras bırakanın ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı ayrıca tartışılabilir.

Vasiyetname düzenlenirken alınmış bir sağlık raporunun bulunması da ehliyet tartışmasını her durumda sona erdirmez. Raporun tarihi, kapsamı, hangi muayeneye dayanılarak düzenlendiği ve miras bırakanın diğer sağlık kayıtlarıyla uyumlu olup olmadığı incelenebilir. Mahkeme, bütün tıbbi verileri ve diğer delilleri birlikte değerlendirerek karar verir.

Tanık Anlatımları Tıbbi İncelemenin Yerini Tutmaz

Miras bırakanı vasiyetname tarihine yakın dönemde gören kişilerin anlatımları, günlük yaşamını nasıl sürdürdüğü ve zihinsel durumunun dışarıdan nasıl gözlemlendiği konusunda bilgi sağlayabilir. Ancak kişinin hukuki anlamda ayırt etme gücüne sahip olup olmadığının belirlenmesi tıbbi uzmanlık gerektirebilir.

Tanıkların miras bırakanın kendilerini tanımadığı, yakın zamanda gerçekleşen olayları hatırlamadığı veya günlük işlerini yerine getiremediği yönündeki somut gözlemleri tıbbi kayıtlarla birlikte değerlendirilebilir. Buna karşılık yalnızca “aklı yerinde değildi” veya “çok yaşlanmıştı” şeklindeki kişisel değerlendirmeler, ehliyetsizliğin ispatı bakımından tek başına yeterli kabul edilemez.

Ehliyet İncelemesi Bütün Deliller Üzerinden Yapılır

Vasiyetnamenin iptali davasında ehliyetsizlik iddiası değerlendirilirken vasiyetnamenin içeriği, düzenlenme koşulları, sağlık kayıtları, varsa düzenleme sırasında alınan hekim raporu, tanık anlatımları ve uzman incelemeleri birlikte ele alınır. Amaç, miras bırakanın genel olarak hasta olup olmadığını belirlemek değil, vasiyetnameyi yaptığı sırada ayırt etme gücüne sahip olup olmadığını tespit etmektir.

Özellikle ölümden yıllar sonra açılan davalarda bu tespitin geçmişe dönük yapılması gerektiğinden, vasiyetname tarihine yakın sağlık kayıtlarının eksiksiz şekilde toplanması ve tıbbi verilerin kronolojik bütünlük içinde değerlendirilmesi, ehliyetsizlik iddiasının incelenmesinde önemli rol oynar.

Vasiyetnamenin Ehliyetsizlik Nedeniyle İptali

Vasiyetnamenin ehliyetsizlik nedeniyle iptali, miras bırakanın vasiyetnameyi düzenlediği tarihte ayırt etme gücüne sahip olmadığı iddiasına dayanır. Bu tür davalarda kişinin ölümünden önceki genel sağlık durumunun kötü olması yeterli değildir. Araştırılması gereken, vasiyetnamenin yapıldığı sırada miras bırakanın ölüme bağlı tasarrufun anlamını ve sonuçlarını kavrayabilecek zihinsel yeterliliğe sahip olup olmadığıdır.

Ehliyetsizlik iddiasının miras bırakanın ölümünden sonra incelenmesi, değerlendirmeyi güçleştiren başlıca nedenlerden biridir. Mahkeme kişinin doğrudan muayenesini yaptıramayacağından, vasiyetname tarihindeki ayırt etme gücü geçmişe dönük olarak tespit edilmeye çalışılır. Bu tespit sağlık kayıtları, hekim raporları, kullanılan ilaçlar, hastalıkların seyri, tanık anlatımları ve gerektiğinde uzman görüşü üzerinden yapılır.

Sağlık Kayıtlarının Eksiksiz Toplanması Gerekir

Ehliyetsizlik iddiası varsa miras bırakanın yalnızca vasiyetname tarihinde başvurduğu sağlık kuruluşunun kayıtlarının incelenmesi yeterli olmayabilir. Özellikle demans, Alzheimer hastalığı, psikiyatrik rahatsızlık veya bilişsel işlevleri etkileyen başka bir hastalık ileri sürülüyorsa sağlık geçmişinin belirli bir dönem bütünlüğü içerisinde değerlendirilmesi gerekir.

Hastane başvuruları, epikriz raporları, nöroloji ve psikiyatri muayeneleri, aile hekimliği kayıtları, reçeteler, ilaç kullanım bilgileri, görüntüleme sonuçları ve varsa önceki sağlık kurulu raporları bu incelemenin kapsamına girebilir. Vasiyetname tarihinden önce ve sonra düzenlenen belgeler de o tarihteki zihinsel durum hakkında tıbbi değerlendirme yapılmasına imkan verdikleri ölçüde önem taşır.

Vasiyetname Tarihine Yakın Tıbbi Belgeler Özel Önem Taşır

Sağlık kayıtlarının vasiyetname tarihine yakınlığı, ispat değeri bakımından dikkate alınır. Vasiyetnamenin düzenlenmesinden birkaç gün veya hafta önce yapılan nörolojik ya da psikiyatrik değerlendirme ile yıllar önce düzenlenen bir sağlık belgesinin aynı ağırlıkta değerlendirilmesi beklenmez.

Bununla birlikte yalnızca en yakın tarihli kayıt üzerinden sonuca ulaşılması da her zaman doğru olmayabilir. İlerleyici hastalıklarda kişinin önceki ve sonraki dönemlerdeki bilişsel durumunun karşılaştırılması, hastalığın vasiyetname tarihindeki seviyesinin belirlenmesine yardımcı olabilir.

Adli Tıp İncelemesi Geçmişe Dönük Olarak Yapılabilir

Miras bırakanın vefat etmiş olması nedeniyle ehliyet değerlendirmesi çoğu kez mevcut tıbbi belgeler üzerinden gerçekleştirilir. Mahkeme, gerekli görmesi halinde dosyadaki sağlık kayıtlarını uzman incelemesine göndererek kişinin vasiyetname tarihinde ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı konusunda rapor alabilir.

Bu değerlendirmede hastalığın niteliği, başlangıç ve ilerleme süreci, kullanılan ilaçların etkileri, bilişsel değerlendirme sonuçları ve diğer tıbbi bulgular birlikte incelenir. Raporun yalnızca teşhis isimlerine dayanması yerine, teşhislerin vasiyetname düzenleme ehliyeti üzerindeki etkisini açıklaması gerekir.

Vasiyetname Düzenlenirken Alınan Sağlık Raporu Kesin Delil Değildir

Resmi vasiyetname düzenlenmeden önce miras bırakan hakkında sağlık raporu alınmış olması, ehliyetsizlik iddiasının ileri sürülmesini engellemez. Böyle bir rapor önemli bir delil olmakla birlikte mahkemeyi mutlak şekilde bağlayan bir tespit niteliğinde değildir.

Raporun hangi uzmanlık alanındaki hekim tarafından düzenlendiği, muayenenin kapsamı, raporun vasiyetnameyle aynı tarihte olup olmadığı ve diğer sağlık kayıtlarıyla çelişip çelişmediği incelenebilir. Örneğin aynı dönemdeki nöroloji veya psikiyatri kayıtlarında ciddi bilişsel bozukluklar bulunduğu halde kısa bir muayene sonucunda düzenlenen raporun mevcut olması halinde, belgeler arasındaki farklılığın tıbbi açıdan açıklığa kavuşturulması gerekebilir.

Tanıkların Somut Gözlemleri Değerlendirilir

Vasiyetname tarihine yakın dönemde miras bırakanla düzenli şekilde görüşen kişilerin anlatımları, ehliyet incelemesine katkı sağlayabilir. Miras bırakanın yakınlarını tanıyıp tanımadığı, günlük işlerini kendi başına yürütüp yürütemediği, para ve malvarlığı konularını anlayıp anlamadığı veya zaman ve yer konusunda ciddi karışıklıklar yaşayıp yaşamadığına ilişkin doğrudan gözlemler değerlendirilebilir.

Tanıkların tıbbi teşhis koyması veya kişinin hukuken ehliyetsiz olduğu yönünde değerlendirme yapması beklenmez. Tanık anlatımlarının değeri, vasiyetname tarihindeki davranışlara ilişkin somut vakıalar içermesinden kaynaklanır. Nihai hukuki değerlendirme mahkemeye aittir.

Vasiyetnamenin İçeriği de Diğer Delillerle Birlikte İncelenebilir

Vasiyetnamenin içeriğinin olağan dışı bulunması tek başına ehliyetsizlik kanıtı değildir. Miras bırakan, kanunun sınırları içerisinde malvarlığı hakkında yakınlarının beklentilerinden farklı tasarruflarda bulunabilir. Bir çocuğa daha fazla mal bırakılması, uzak bir akrabanın mirasçı atanması veya aile dışından bir kişiye kazandırma yapılması kendiliğinden zihinsel yetersizliği göstermez.

Buna karşılık vasiyetnamenin içeriği ile miras bırakanın o dönemdeki davranışları ve tıbbi durumu arasında ciddi uyumsuzluk bulunduğu ileri sürülüyorsa, bu olgu diğer delillerle birlikte incelenebilir. Mahkemenin görevi vasiyetnamenin makul veya adil olup olmadığını denetlemek değil, tasarrufun ehliyet sahibi bir kişinin iradesine dayanıp dayanmadığını belirlemektir.

Ehliyetsizliğin İspatı Somut Tıbbi ve Fiili Verilere Dayanmalıdır

Vasiyetnamenin iptali davasında miras bırakanın yaşlı, hasta veya yaşamının son döneminde olması tek başına iptal kararı verilmesine yeterli değildir. Ehliyetsizlik iddiasının vasiyetname tarihine bağlanması ve ayırt etme gücünün bulunmadığını gösterebilecek somut verilerle desteklenmesi gerekir.

Sağlık kayıtlarının eksik bırakılması, yalnızca genel nitelikteki tanık anlatımlarına dayanılması veya hastalık teşhisi ile hukuki ehliyetsizliğin aynı kabul edilmesi, hatalı değerlendirmelere yol açabilir. Sağlıklı bir inceleme, tıbbi belgelerin kronolojik biçimde toplanmasını ve tüm delillerin vasiyetnamenin düzenlendiği tarih esas alınarak değerlendirilmesini gerektirir.

Yanılma, Aldatma, Korkutma veya Zorlama Nedeniyle Vasiyetnamenin İptali

Vasiyetname, miras bırakanın serbestçe oluşmuş gerçek iradesini yansıtmalıdır. Türk Medeni Kanunu, ölüme bağlı tasarrufun yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olmasını vasiyetnamenin iptali davası bakımından iptal sebepleri arasında kabul etmiştir. Miras bırakan vasiyetname düzenleme ehliyetine sahip olsa dahi iradesinin oluşumu veya açıklanması hukuken korunamayacak biçimde etkilenmişse vasiyetnamenin geçerliliği tartışılabilir.

İrade sakatlığına dayanan iptal davaları, ehliyetsizlik iddiasından farklı bir hukuki temele sahiptir. Ehliyetsizlikte miras bırakanın ayırt etme gücü araştırılırken, irade sakatlığında ayırt etme gücüne sahip kişinin kararının dış etkenler nedeniyle gerçek iradesini yansıtıp yansıtmadığı incelenir. Bu nedenle aynı vasiyetname bakımından her iki iddianın ileri sürülmesi mümkün olsa da her biri farklı vakıalar ve deliller üzerinden değerlendirilir.

Yanılma Nedeniyle Vasiyetnamenin İptali

Yanılma, miras bırakanın vasiyetname düzenlerken gerçeğe uygun olmayan bir düşünce veya değerlendirmeden hareket etmesi ve bu durumun yaptığı tasarrufu etkilemesi halinde söz konusu olabilir. Ancak miras bırakanın herhangi bir konuda yanılmış olması tek başına iptal için yeterli değildir. Yanılma ile ölüme bağlı tasarruf arasında bağlantı bulunmalıdır.

Örneğin miras bırakanın gerçekte hayatta olan bir mirasçısının öldüğünü düşünerek bütün malvarlığını başka bir kişiye bırakması veya belirli bir malın hukuki durumunu yanlış değerlendirerek buna göre tasarrufta bulunması, olayın özelliklerine göre yanılma kapsamında incelenebilir.

Miras bırakan yanıldığını sonradan öğrenmesine rağmen vasiyetnameden dönmemişse, Türk Medeni Kanunu’nda öngörülen süre ve koşullar ayrıca değerlendirilir. Kanun, yanılma veya aldatmanın öğrenilmesi ya da korkutma ve zorlamanın etkisinin ortadan kalkmasından itibaren bir yıl içinde tasarruftan dönülmemesi halinde tasarrufun geçerli sayılmasını öngörmektedir.

Aldatma Nedeniyle Vasiyetnamenin İptali

Aldatma, miras bırakanın gerçeğe aykırı bilgiler veya bilinçli davranışlarla belirli bir ölüme bağlı tasarrufta bulunmaya yönlendirilmesini ifade eder. Aldatmanın vasiyetnameden yararlanan kişi tarafından gerçekleştirilmesi zorunlu değildir. Üçüncü bir kişinin davranışı da miras bırakanın iradesini etkileyerek vasiyetnamenin düzenlenmesine neden olmuş olabilir.

Bir mirasçı hakkında gerçeğe aykırı olaylar anlatılarak miras bırakanın o kişiye kazandırma yapmaktan vazgeçmesinin sağlanması buna örnek gösterilebilir. İptal bakımından yalnızca gerçeğe aykırı bilginin verilmesi değil, bu bilginin miras bırakanın vasiyetnameyle yaptığı tasarruf üzerinde etkili olduğunun da ortaya konulması gerekir.

Korkutma Nedeniyle Vasiyetnamenin İptali

Miras bırakanın kendisine veya yakınlarına yönelik ciddi bir zarar tehdidi nedeniyle iradesi dışında vasiyetname düzenlemesi halinde korkutmadan söz edilebilir. Tehdidin niteliği, miras bırakanın yaşı, sağlık durumu, tehditte bulunan kişiyle ilişkisi ve olayın gerçekleştiği koşullar birlikte değerlendirilir.

Korkutma iddiasının kabulü için mutlaka fiziksel şiddet uygulanmış olması gerekmez. Miras bırakanın karar verme özgürlüğünü ortadan kaldırabilecek veya ciddi biçimde sınırlandırabilecek nitelikteki tehditler de değerlendirmeye alınabilir. Buna karşılık aile içerisindeki sıradan anlaşmazlıklar, kırgınlıklar veya miras bırakanı ikna etmeye yönelik her davranış korkutma olarak nitelendirilemez.

Zorlama Nedeniyle Vasiyetnamenin İptali

Zorlama, miras bırakanın kendi iradesine aykırı bir ölüme bağlı tasarrufta bulunmaya mecbur bırakılması halinde ortaya çıkar. Fiziksel baskının yanı sıra irade özgürlüğünü ortadan kaldırabilecek ağırlıktaki davranışlar da somut olayın koşullarına göre değerlendirilebilir.

Miras bırakanın başka bir kişiye bağımlı olması, tek başına zorlama bulunduğunu göstermez. Yaşlı veya bakıma muhtaç kişinin kendisine bakım sağlayan kişiye vasiyetnameyle kazandırmada bulunması hukuken mümkündür. İptal için bu ilişkinin ötesine geçen ve miras bırakanın özgür karar vermesini engelleyen somut davranışların ortaya konulması gerekir.

Yakın İlişki ile İrade Sakatlığı Birbirinden Ayrılmalıdır

Vasiyetnameden yararlanan kişinin miras bırakanla son yıllarında yakın ilişki kurmuş olması, onun bakımını üstlenmesi, sağlık işlemleriyle ilgilenmesi veya vasiyetnamenin düzenlenmesine ilişkin organizasyonda yardımcı olması tek başına aldatma ya da zorlama anlamına gelmez. Miras bırakan, kendisine destek olan kişiyi ödüllendirmek amacıyla da tasarrufta bulunabilir.

İptal talebinin kabul edilebilmesi için yakın ilişkinin miras bırakanın iradesini hukuka aykırı biçimde etkileyen somut davranışlarla bağlantısının kurulması gerekir. Vasiyetnamenin diğer mirasçıların beklentilerinden farklı olması da tek başına irade sakatlığını kanıtlamaz.

İrade Sakatlığı Nasıl İspat Edilir?

Yanılma, aldatma, korkutma ve zorlama çoğu zaman yazılı bir belgeyle gerçekleştirilmeyen davranışlardan kaynaklandığı için ispat, olayın bütün koşullarının değerlendirilmesini gerektirir. Tanık anlatımları, mesajlar, yazışmalar, sağlık kayıtları, taraflar arasındaki ilişkiler ve vasiyetnamenin düzenlenmesinden önceki ve sonraki olaylar ispat bakımından önem taşıyabilir.

Özellikle tanıkların kişisel değerlendirmeleri yerine doğrudan gördükleri veya işittikleri olayları açıklamaları gerekir. “Miras bırakan üzerinde baskı vardı” şeklindeki genel bir kanaat yerine, baskının kim tarafından, hangi davranışla ve ne zaman gerçekleştirildiğine ilişkin somut anlatımlar daha güçlü bir değerlendirme imkanı sağlar.

İrade Sakatlığı ile Vasiyetname Arasındaki Bağlantı Kurulmalıdır

Vasiyetnamenin iptali davasında yalnızca yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama niteliğinde bir davranışın gerçekleştiğinin gösterilmesi yeterli değildir. İleri sürülen davranışın miras bırakanın yaptığı ölüme bağlı tasarruf üzerinde etkili olması gerekir. Miras bırakan aynı tasarrufu söz konusu etki bulunmasaydı da yapacak idiyse iptal sebebinin varlığı farklı değerlendirilir.

Bu nedenle irade sakatlığına dayanan davalarda vasiyetnamenin düzenlenmesinden önceki olayların kronolojisi, miras bırakanın kişilerle ilişkileri ve tasarrufun hangi koşullarda ortaya çıktığı birlikte incelenmelidir. Böylece vasiyetnamenin miras bırakanın özgür iradesini mi yansıttığı, yoksa hukuken korunamayacak bir etki altında mı düzenlendiği belirlenebilir.

Şekil Eksikliği Nedeniyle Vasiyetnamenin İptali

Vasiyetname, miras bırakanın ölümünden sonra hüküm doğurduğu ve düzenlendiği tarihteki iradesinin sonradan kendisinden doğrulanması mümkün olmadığı için sıkı şekil kurallarına bağlanmıştır. Türk Medeni Kanunu, vasiyetnamenin resmi şekilde, el yazısıyla veya olağanüstü koşulların varlığı halinde sözlü olarak yapılmasına izin vermektedir. Seçilen vasiyetname türü için öngörülen şekil şartlarına uyulmaması, vasiyetnamenin iptali davası açılmasına neden olabilir.

Şekil şartlarının amacı yalnızca işlemin belgelendirilmesi değildir. Bu kurallar, ölüme bağlı tasarrufun gerçekten miras bırakana ait olduğunu, iradesinin doğru biçimde açıklandığını ve vasiyetnamenin dış müdahalelerden mümkün olduğunca korunarak düzenlendiğini güvence altına alır. Bu nedenle hangi şekil kuralının ihlal edildiği ve bu ihlalin hukuki sonucu her vasiyetname türü bakımından ayrı değerlendirilmelidir.

Resmi Vasiyetnamenin Şekil Şartları

Resmi vasiyetname, iki tanığın katılmasıyla resmi memur tarafından düzenlenir. Resmi memur sulh hakimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş başka bir görevli olabilir. Miras bırakan arzularını resmi memura bildirir ve düzenlenen metin kanunda öngörülen usule uygun şekilde tamamlanır.

Resmi vasiyetnamenin geçerliliği yalnızca noter tarafından hazırlanmış bir belgenin bulunmasına bağlı değildir. Miras bırakanın beyanının alınması, belgenin okunması ve imzalanması ile tanıkların katılımına ilişkin kanuni işlemlerin vasiyetnamenin düzenlenme biçimine uygun olarak gerçekleştirilmesi gerekir.

Miras bırakanın vasiyetnameyi okuyamaması veya imzalayamaması halinde ise Türk Medeni Kanunu’nda buna özgü farklı bir düzenleme bulunmaktadır. Böyle bir durumda resmi vasiyetnamenin, kişinin okuyup yazabildiği varsayımıyla olağan usulde hazırlanması şekle ilişkin geçerlilik tartışmasına yol açabilir.

Resmi Vasiyetname Tanıklarının Taşıması Gereken Şartlar

Resmi vasiyetnameye katılan tanıklar bakımından kanunda belirli yasaklar öngörülmüştür. Fiil ehliyeti bulunmayanlar, bir ceza mahkemesi kararıyla kamu hizmetinden yasaklı olanlar, okuryazar olmayanlar ile miras bırakanın eşi, üstsoyu, altsoyu, kardeşleri ve bu kişilerin eşleri resmi vasiyetnamenin düzenlenmesine memur veya tanık olarak katılamaz.

Tanıkların kimliği ve miras bırakanla yakınlık ilişkisi bu nedenle yalnızca biçimsel bir ayrıntı değildir. Kanunun yasakladığı bir kişinin vasiyetnamenin düzenlenmesine tanık olarak katılması, ölüme bağlı tasarrufun geçerliliğini etkileyebilecek bir şekil sorunu oluşturabilir.

Vasiyetnameyle Kazandırma Yapılan Kişinin Tanık Olması

Resmi vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan memura ve tanıklara, bunların üstsoy ve altsoy kan hısımlarına, kardeşlerine ve bu kişilerin eşlerine vasiyetname ile kazandırmada bulunulması da kanunda ayrıca düzenlenmiştir. Böyle bir durumun hukuki sonucu değerlendirilirken, vasiyetnamenin tamamının geçerliliği ile yasak kapsamındaki kişiye yapılan kazandırmanın geçerliliği birbirinden ayrılmalıdır.

Şekle ilişkin her aykırılığın otomatik olarak vasiyetnamenin tamamını ortadan kaldırdığı kabul edilemez. İhlal edilen kuralın niteliği ve kanunun bu ihlale bağladığı hukuki sonuç ayrıca incelenmelidir.

El Yazılı Vasiyetnamenin Şekil Şartları

El yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar miras bırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması gerekir. Bilgisayarda hazırlanmış bir metnin yalnızca miras bırakan tarafından imzalanması, el yazılı vasiyetnamenin kanuni şekil şartlarını karşılamaz.

Metnin tamamının miras bırakan tarafından yazılmış olması, belgenin gerçekten onun iradesini yansıttığının tespiti bakımından önemlidir. Vasiyetnamenin başka bir kişi tarafından yazılması ve miras bırakanın yalnızca altına imza atması, el yazılı vasiyetnamenin şekline uygun değildir.

Düzenleme tarihinin yıl, ay ve gün olarak gösterilmesi de kanunda aranan unsurlardandır. Tarih özellikle miras bırakanın o tarihte vasiyetname düzenleme ehliyetine sahip olup olmadığının veya birden fazla vasiyetnameden hangisinin sonraki tarihli olduğunun belirlenmesi bakımından hukuki önem taşır.

İmza Eksikliği Vasiyetnamenin Geçerliliğini Etkiler

El yazılı vasiyetnamede miras bırakanın imzası bulunmalıdır. İmza, metnin miras bırakan tarafından nihai irade açıklaması olarak benimsendiğini gösterir. İmzanın hiç bulunmaması veya belgedeki imzanın miras bırakana ait olmadığının ileri sürülmesi halinde şekil şartı ve belgenin aidiyeti tartışma konusu olabilir.

İmzanın miras bırakana ait olup olmadığı konusunda uyuşmazlık bulunması halinde karşılaştırmaya elverişli belgeler üzerinden bilirkişi incelemesi yapılabilir. Metnin el yazısı ile imzanın birlikte değerlendirilmesi, belgenin kim tarafından düzenlendiğinin belirlenmesine katkı sağlar.

Sözlü Vasiyetname Olağanüstü Durumlara Özgüdür

Sözlü vasiyetname, resmi veya el yazılı vasiyetnameye alternatif olarak serbestçe tercih edilebilecek olağan bir vasiyetname türü değildir. Miras bırakanın yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi, hastalık, savaş gibi olağanüstü bir durum nedeniyle diğer vasiyetname şekillerinden birini kullanamaması halinde sözlü vasiyet yoluna başvurulabilir.

Miras bırakan son arzularını iki tanığa anlatır ve onlara bu beyanına uygun bir vasiyetname yazmaları veya yazdırmaları görevini yükler. Tanıkların daha sonra yerine getirmeleri gereken işlemler de kanunda ayrıca düzenlenmiştir. Olağanüstü koşulların bulunmaması veya tanıkların kanuni usule uymaması, sözlü vasiyetnamenin geçerliliğini etkileyebilir.

Sözlü vasiyetnameyi gerekli kılan olağanüstü durumun sonradan ortadan kalkması da ayrıca hukuki sonuç doğurur. Miras bırakanın diğer vasiyetname şekillerinden birini kullanma imkanına kavuşmasından itibaren kanunda belirtilen sürenin geçmesi halinde sözlü vasiyet hükümden düşer.

Noterde Düzenlenmiş Olması Her Türlü İptal İddiasını Ortadan Kaldırmaz

Resmi vasiyetnamenin noter huzurunda düzenlenmiş olması, belgenin şekli ve ispat gücü bakımından önemli olmakla birlikte hiçbir koşulda iptal edilemeyeceği anlamına gelmez. Resmi vasiyetnamenin düzenlenmesi sırasında emredici şekil kurallarına uyulmadığı ileri sürülebileceği gibi miras bırakanın ehliyetsizliği veya irade sakatlığı da ayrıca dava konusu yapılabilir.

Mahkeme, şekil eksikliği iddiası ileri sürüldüğünde noter işleminin varlığıyla yetinmez. Vasiyetnamenin düzenlenmesine ilişkin belgeler, tanıklar ve işlemin gerçekleştirildiği usul incelenerek kanunun aradığı şeklin yerine getirilip getirilmediği değerlendirilir.

Şekle Aykırılık Kendiliğinden İptal Sonucu Doğurmaz

Vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekil şartlarına aykırı olması halinde ölüme bağlı tasarruf kural olarak kendiliğinden hükümsüz hale gelmez. İptalde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısının kanuni süreler içerisinde vasiyetnamenin iptali davası açması gerekir.

Şekil eksikliğinin vasiyetnamenin tamamını mı yoksa belirli bir tasarrufu mu etkilediği de ihlal edilen hükmün niteliğine göre belirlenir. Bu nedenle şekle aykırılık iddiasının yalnızca “vasiyetname usulsüzdür” şeklinde ileri sürülmesi yerine, hangi kanuni şekil şartının ne şekilde ihlal edildiğinin somutlaştırılması gerekir.

Noterde Düzenlenen Vasiyetname İptal Edilebilir mi?

Noterde düzenlenen vasiyetname iptal edilebilir. Vasiyetnamenin noter huzurunda resmi şekilde düzenlenmiş olması, belgenin hiçbir şekilde iptal edilemeyeceği anlamına gelmez. Resmi vasiyetname, Türk Medeni Kanunu’nda öngörülen şekle uygun olarak düzenlendiğinde güçlü bir hukuki güvenceye sahip olmakla birlikte, kanunda belirtilen iptal sebeplerinden birinin bulunması halinde vasiyetnamenin iptali davasına konu edilebilir.

Noterin vasiyetnamenin düzenlenmesine katılması, özellikle işlemin yapıldığı tarih, tarafların beyanları, imzalar ve resmi işlemin gerçekleştirildiği hususlarında önemli bir ispat gücü sağlar. Buna karşılık noter, vasiyetnamenin ileride hiçbir hukuki uyuşmazlığa konu olmayacağını garanti eden bir makam değildir. Miras bırakanın tasarruf ehliyeti, iradesinin serbestçe oluşup oluşmadığı ve kanunda aranan şekil kurallarının eksiksiz yerine getirilip getirilmediği yargılama sırasında incelenebilir.

Noterde Düzenlenen Vasiyetname Ehliyetsizlik Nedeniyle İptal Edilebilir

Resmi vasiyetnamenin iptalinin istendiği davalarda en sık ileri sürülen sebeplerden biri, miras bırakanın vasiyetname tarihinde ayırt etme gücüne sahip olmadığı iddiasıdır. Noterin işlemi gerçekleştirmiş olması, miras bırakanın hukuki anlamda tasarruf ehliyetine sahip olduğunun sonradan tartışılmasını engellemez.

Ehliyetsizlik iddiası varsa miras bırakanın vasiyetname tarihindeki zihinsel durumu araştırılır. Hastane kayıtları, nöroloji ve psikiyatri muayeneleri, kullanılan ilaçlar, önceki ve sonraki sağlık kayıtları ile diğer tıbbi veriler birlikte değerlendirilebilir. Gerektiğinde uzman incelemesi yaptırılarak vasiyetname tarihinde ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı geçmişe dönük olarak araştırılır.

Noter İşlemi Sırasında Alınan Sağlık Raporunun Etkisi

Vasiyetname düzenlenirken miras bırakanın fiil ehliyetine ilişkin tereddüt oluşması halinde sağlık raporu istenebilir. Vasiyetname tarihine yakın veya aynı gün düzenlenen ve kişinin ayırt etme gücüne ilişkin değerlendirme içeren bir sağlık raporu, sonradan açılan iptal davasında önemli bir delil niteliği taşıyabilir.

Ancak sağlık raporunun bulunması ehliyetsizlik iddiasını kesin olarak ortadan kaldırmaz. Raporun hangi tıbbi incelemeye dayanılarak hazırlandığı, kapsamı ve miras bırakanın aynı dönemdeki diğer sağlık kayıtlarıyla uyumlu olup olmadığı değerlendirilebilir. Özellikle rapor ile nöroloji, psikiyatri veya hastane kayıtları arasında ciddi bir çelişki bulunuyorsa bu çelişkinin uzman incelemesiyle açıklığa kavuşturulması gerekebilir.

Resmi Vasiyetnamenin Şekil Şartlarına Uyulması Gerekir

Noterde düzenlenen vasiyetnamenin geçerliliği yalnızca belgenin noter tarafından hazırlanmış olmasına bağlı değildir. Türk Medeni Kanunu’nda resmi vasiyetnamenin düzenlenmesi için öngörülen usulün yerine getirilmesi gerekir. Resmi memurun işlemleri, miras bırakanın beyanı, imza süreci ve iki tanığın katılımı kanundaki düzenlemelere uygun olmalıdır.

Miras bırakanın vasiyetnameyi okuyup imzalayabilmesi ile okuyamaması veya imzalayamaması halleri için kanunda farklı usuller öngörülmüştür. Vasiyetnamenin düzenlenme biçimi, miras bırakanın fiili durumuna uygun değilse şekle aykırılık iddiası ortaya çıkabilir.

Vasiyetname Tanıklarına İlişkin Yasaklar İncelenebilir

Resmi vasiyetnameye katılan tanıkların kanunda belirtilen şartları taşıması gerekir. Miras bırakanla belirli derecede yakınlığı bulunan kişiler ile kanunun tanıklığını yasakladığı kişilerin resmi vasiyetnamenin düzenlenmesine katılması, vasiyetnamenin geçerliliği bakımından inceleme konusu yapılabilir.

Ayrıca resmi vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan kişilere veya kanunda sayılan yakınlarına vasiyetnameyle kazandırma yapılması halinde, bu kazandırmanın hukuki sonucu ayrıca değerlendirilir. Böyle bir durumda şekle ilişkin ihlalin bütün vasiyetnameyi mi yoksa yalnızca ilgili kazandırmayı mı etkilediği kanuni düzenleme çerçevesinde belirlenir.

Noterde Düzenlenen Vasiyetname İrade Sakatlığı Nedeniyle de İptal Edilebilir

Miras bırakan noter huzurunda vasiyetname düzenlemiş olsa dahi yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama altında hareket etmiş olabilir. Noterin işlemin yapıldığı sırada böyle bir durumu fark etmemiş olması, irade sakatlığı iddiasının sonradan ileri sürülmesini engellemez.

Örneğin miras bırakanın vasiyetname öncesinde sistematik biçimde yanıltıldığı veya belirli bir tasarrufta bulunması için tehdit edildiği iddia ediliyorsa, bu olaylar noter işleminin dışında gerçekleşmiş olabilir. Mahkeme, vasiyetnamenin düzenlenmesinden önceki olayları ve ileri sürülen etkinin tasarruf üzerindeki sonucunu ayrıca inceler.

Noterin Miras Bırakanla Görüşmüş Olması Tek Başına Kesin Sonuç Doğurmaz

Noterin miras bırakanla doğrudan görüşmesi ve işlemi gerçekleştirmesi, resmi vasiyetnamenin geçerliliği lehine değerlendirilmesi gereken bir olgudur. Bununla birlikte özellikle tıbbi nitelikteki ehliyet uyuşmazlıklarında, kısa süreli bir görüşme kişinin bilişsel durumuna ilişkin bütün sağlık geçmişinin yerine geçmez.

Mahkeme, resmi vasiyetnameyi ve noter işlemlerini diğer delillerden bağımsız değerlendirmez. Vasiyetname tarihindeki sağlık durumu, resmi belgeler, tanık anlatımları ve varsa uzman raporları birlikte incelenir.

Resmi Vasiyetnamenin İptali Somut Bir İptal Sebebine Dayanmalıdır

Noterde düzenlenen vasiyetnamenin mirasçılardan birini diğerlerine göre daha avantajlı hale getirmesi, tek başına iptal sebebi değildir. Aynı şekilde miras bırakanın aile dışından bir kişiyi mirasçı ataması veya belirli bir malını başka bir kişiye bırakması da kanunun izin verdiği sınırlar içerisinde mümkündür.

Vasiyetnamenin iptali davasında noter vasiyetnamesinin içeriğinin mirasçılar tarafından adaletsiz bulunması değil, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen iptal sebeplerinden birinin gerçekleşip gerçekleşmediği incelenir. Saklı payların ihlal edildiği iddiası varsa, vasiyetnamenin geçerliliğinden ayrı olarak tenkis hükümlerinin uygulanma şartlarının değerlendirilmesi gerekebilir.

Dolayısıyla resmi vasiyetname, el yazılı vasiyetnameye kıyasla düzenlenme biçimi ve ispat gücü bakımından daha güçlü bir hukuki yapıya sahip olsa da mutlak biçimde geçerli kabul edilmez. İptal talebinin sonucu, ileri sürülen sebebin niteliğine ve bu sebebi destekleyen delillerin değerlendirilmesine göre belirlenir.

Vasiyetnamenin Hukuka veya Ahlaka Aykırı Olması

Miras bırakan, malvarlığının ölümünden sonraki durumunu vasiyetname ile belirleme konusunda geniş bir tasarruf serbestisine sahiptir. Ancak bu serbesti, emredici hukuk kurallarına ve ahlaka aykırı tasarrufların korunacağı anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu’nun 557. maddesi uyarınca ölüme bağlı tasarrufun içeriğinin, bağlandığı koşulların veya yüklemelerin hukuka ya da ahlaka aykırı olması, vasiyetnamenin iptali davası açılabilecek sebeplerden biridir.

Hukuka veya ahlaka aykırılık değerlendirmesi, mirasçıların vasiyetnamenin içeriğini adaletsiz veya rahatsız edici bulmalarından farklıdır. Miras bırakanın bir mirasçısına diğerlerinden daha fazla kazandırmada bulunması, aile dışından bir kişiyi mirasçı ataması veya kişisel ilişkilerini dikkate alarak malvarlığı hakkında farklı tercihler yapması tek başına iptal sebebi oluşturmaz. İptal için tasarrufun içeriğinin veya tasarrufa eklenen koşul ya da yüklemenin hukuk düzeninin korumadığı bir nitelik taşıması gerekir.

Hukuka Aykırı Ölüme Bağlı Tasarruflar

Vasiyetname ile kanunun emredici hükümlerine aykırı bir sonuç meydana getirilmek istenmesi halinde hukuka aykırılık tartışması ortaya çıkabilir. Miras bırakanın vasiyet özgürlüğü, hukuk düzeninin emredici sınırları içerisinde kullanılabilir.

Hukuka aykırılığın değerlendirilmesinde yalnızca vasiyetnamede kullanılan ifadeler değil, tasarrufla ulaşılmak istenen hukuki sonuç da dikkate alınır. Görünüşte hukuka uygun bir ifade kullanılmış olsa dahi vasiyetnamenin gerçekleştirilmesi emredici bir hukuk kuralının ihlalini gerektiriyorsa iptal sebebinin bulunup bulunmadığı ayrıca incelenir.

Ahlaka Aykırılık Nasıl Değerlendirilir?

Ahlaka aykırılık, kişisel beğeni veya aile içindeki değer yargıları üzerinden belirlenmez. Vasiyetnamenin içeriğinin toplumun genel ahlak anlayışı ve hukuk düzeninin koruduğu temel değerler karşısındaki niteliği değerlendirilir. Bu nedenle miras bırakanın alışılmışın dışında bir tercih yapmış olması, tek başına ahlaka aykırılık oluşturmaz.

Miras bırakanın bir yakınıyla ilişkisinin bozulması nedeniyle başka bir kişiye kazandırmada bulunması veya kendisine uzun süre destek olan bir kişiyi ödüllendirmesi, diğer mirasçılar bakımından ağır sonuçlar doğursa dahi sırf bu nedenle ahlaka aykırı kabul edilemez. Saklı payların ihlal edilmesi halinde ise sorun, kural olarak vasiyetnamenin ahlaka aykırılığından değil tenkis hükümlerinden kaynaklanır.

Vasiyetnameye Eklenen Koşullar Hukuka veya Ahlaka Aykırı Olabilir

Miras bırakan, belirli bir kazandırmayı koşula bağlayabilir. Örneğin bir kişinin belirli bir olayın gerçekleşmesi halinde malvarlığından yararlanmasını öngörebilir. Bununla birlikte koşulun kendisi hukuka veya ahlaka aykırı olamaz.

Bir kişiyi kanuna aykırı davranmaya zorlayan veya kişilik haklarına kabul edilemeyecek ölçüde müdahale eden koşullar bu kapsamda değerlendirilebilir. Koşulun hukuki niteliği belirlenirken miras bırakanın amacı, kullanılan ifade ve koşulun hak sahibi üzerindeki etkisi birlikte incelenir.

Yüklemeler de İptal İncelemesine Konu Olabilir

Vasiyetnamede yalnızca kazandırma yapılması değil, mirasçı veya vasiyet alacaklısına belirli bir yükümlülük getirilmesi de mümkündür. Miras bırakan, örneğin belirli bir malın korunmasını veya hukuken mümkün bir amacın yerine getirilmesini isteyebilir.

Yüklemenin yerine getirilmesi hukuka veya ahlaka aykırı bir davranışı gerektiriyorsa ölüme bağlı tasarrufun geçerliliği tartışılabilir. Yüklemenin niteliği ve vasiyetnamenin geri kalan hükümleriyle ilişkisi, iptalin kapsamının belirlenmesinde ayrıca dikkate alınır.

Anlamsız veya Yalnızca Başkalarını Rahatsız Edici Koşulların Sonucu Farklıdır

Türk Medeni Kanunu, hukuka veya ahlaka aykırı koşul ve yüklemeler ile anlamsız veya yalnızca başkalarını rahatsız edici nitelikteki koşul ve yüklemeleri aynı hukuki sonuca bağlamamıştır. Anlamsız veya yalnızca başkalarını rahatsız edici koşul ve yüklemeler yok sayılır ve tasarruf bunlar bulunmaksızın hüküm doğurabilir.

Bu nedenle vasiyetnamede tartışmalı bir koşul bulunması halinde öncelikle koşulun hukuka veya ahlaka aykırı mı, yoksa yalnızca anlamsız veya rahatsız edici nitelikte mi olduğunun belirlenmesi gerekir. Yapılacak hukuki nitelendirme, vasiyetnamenin hangi ölçüde hüküm doğuracağını doğrudan etkiler.

Hukuka Aykırılık ile Saklı Pay İhlali Aynı Değildir

Miras bırakanın tasarruf edilebilir kısmını aşarak bir kişiye kazandırmada bulunması, vasiyetnamenin doğrudan hukuka aykırılık nedeniyle iptal edilmesini gerektirmez. Saklı paylı mirasçının hakkının ihlal edilmesi halinde kanun, bu hakkın korunması için tenkis davasını düzenlemiştir.

Örneğin miras bırakanın malvarlığının çok büyük bölümünü vasiyetnameyle tek bir kişiye bırakması, saklı payların ihlal edilmesine yol açabilir. Böyle bir durumda vasiyetnamenin sırf bu nedenle tamamen iptal edilmesi yerine, saklı payı ihlal edilen mirasçının tenkis talebinde bulunup bulunamayacağı değerlendirilir.

Hukuka veya Ahlaka Aykırılık Vasiyetnamenin Tamamını Etkilemeyebilir

İptal sebebi vasiyetnamenin yalnızca belirli bir tasarrufuna ilişkin olabilir. Hukuka veya ahlaka aykırı hükmün vasiyetnamenin diğer hükümlerinden ayrılabildiği durumlarda iptalin kapsamı buna göre belirlenebilir. Vasiyetnamenin tamamının ortadan kaldırılması ile yalnızca belirli bir ölüme bağlı tasarrufun iptali aynı hukuki sonucu doğurmaz.

Vasiyetnamenin iptali davasında hukuka veya ahlaka aykırılık ileri sürülüyorsa, hangi tasarrufun hangi sebeple hukuk düzenine aykırı olduğunun somut biçimde ortaya konulması gerekir. Miras bırakanın tercihlerinin aile tarafından uygun bulunmaması yerine, kanunda öngörülen iptal sebebinin gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği incelenir.

Vasiyetnamenin İptali Davasını Kimler Açabilir?

Türk Medeni Kanunu’na göre vasiyetnamenin iptali davası, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir. Dolayısıyla vasiyetnameye karşı çıkan herkesin dava hakkı bulunmaz. Davacının, vasiyetnamenin tamamen veya kısmen ortadan kaldırılmasından hukuken korunmaya değer bir menfaat elde etmesi gerekir.

Yasal mirasçılar, iptal sonucunda miras paylarının artacak veya mirasçılık haklarının yeniden doğacak olması halinde dava açabilir. Bu kapsamda çocuklar, sağ kalan eş, ana ve baba veya somut olayda yasal mirasçılık sıfatı bulunan diğer kişiler, menfaat şartını taşımaları halinde iptal talebinde bulunabilir.

Saklı Paylı Mirasçı Olmak Zorunlu Değildir

Vasiyetnamenin iptali davası ile tenkis davası arasındaki farklardan biri, davacı sıfatı bakımından ortaya çıkar. Tenkis davası saklı payı ihlal edilen mirasçının korunmasına yönelikken, vasiyetnamenin iptali davasında davacının mutlaka saklı paylı mirasçı olması gerekmez.

Saklı payı bulunmayan bir yasal mirasçı da vasiyetnamenin iptal edilmesi sonucunda mirastan hak elde edecekse gerekli diğer şartların bulunması halinde dava açabilir.

Önceki Vasiyetnameden Hak Kazanan Kişi de Dava Açabilir

Miras bırakanın birden fazla vasiyetname düzenlediği durumlarda, sonraki vasiyetname önceki tasarrufla bağdaşmayan hükümler içerebilir. Sonraki vasiyetnamenin iptal edilmesi halinde önceki tasarruftan yararlanabilecek kişinin de iptalde hukuki menfaati bulunabilir.

Davacı sıfatı değerlendirilirken kişinin yasal mirasçı olup olmadığıyla yetinilmez. İptal kararının kişinin miras hukukundan doğan konumunu nasıl etkileyeceği de incelenir.

Dava Hakkı Kişisel Niteliktedir

Vasiyetnamenin iptali kararı, kural olarak davaya katılmayan herkes bakımından kendiliğinden sonuç doğuran mutlak bir geçersizlik kararı niteliğinde değildir. İptal davasının kim tarafından ve kime karşı açıldığı, hükmün etkisinin belirlenmesi bakımından önem taşır.

Birden fazla kişinin iptalde menfaatinin bulunması halinde her hak sahibinin kendi hukuki durumunun ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Davacıların mirasçılık sıfatları ve iptalden elde edecekleri menfaat, dava açılmadan önce belirlenmelidir.

Vasiyetnamenin İptali Davası Kime Karşı Açılır?

Vasiyetnamenin iptali davası, iptali istenen ölüme bağlı tasarruftan yararlanan kişilere karşı yöneltilir. Vasiyetname ile mirasçı atanan veya kendisine belirli bir mal bırakılan kişi, iptal sonucunda elde ettiği hakkı kaybedebilecek konumdaysa davalı sıfatına sahip olabilir.

Vasiyetnamenin birden fazla kişiye kazandırma içermesi halinde husumetin kapsamı, hangi tasarrufların iptalinin istendiğine göre belirlenir. Vasiyetnamenin tamamının iptali ile yalnızca belirli bir kazandırmanın iptali aynı taraf yapısını gerektirmeyebilir.

Atanmış Mirasçıya Karşı Dava Açılabilir

Miras bırakan vasiyetname ile bir veya birden fazla kişiyi mirasçı olarak atamışsa ve dava bu atamayı ortadan kaldırmayı amaçlıyorsa, atanmış mirasçı davanın karşı tarafında yer alır.

Birden fazla atanmış mirasçı bulunması halinde talep edilen iptalin hangi kişilerin haklarını etkileyeceği belirlenerek taraf teşkili buna göre sağlanmalıdır.

Belirli Mal Bırakılan Kişinin Davalı Olması Mümkündür

Vasiyetname ile belirli bir taşınmazın, para miktarının veya başka bir malvarlığı değerinin bir kişiye bırakılması halinde, iptal talebi doğrudan bu kazandırmaya ilişkinse lehine vasiyet yapılan kişi davalı olarak gösterilebilir.

Husumetin yanlış kişiye yöneltilmesi yargılamanın uzamasına ve usule ilişkin sorunlara yol açabileceğinden, vasiyetnamenin içeriği ile iptal talebinin kapsamı birlikte değerlendirilmelidir.

Vasiyetnamenin İptali Davasında İspat Yükü Kime Aittir?

Vasiyetnamenin iptali davasında iptal sebebinin varlığını ileri süren taraf, iddiasını dayandırdığı vakıaları ispat etmekle yükümlüdür. Vasiyetnamenin mirasçılar açısından beklenmedik veya adaletsiz bir paylaşım içermesi, kanunda öngörülen iptal sebeplerinden birinin gerçekleştiğini kendiliğinden göstermez.

İspatın konusu, ileri sürülen iptal sebebine göre değişir. Ehliyetsizlik iddiasında miras bırakanın vasiyetname tarihindeki ayırt etme gücü araştırılırken, aldatma veya korkutma iddiasında iradeyi etkileyen somut davranışların ortaya konulması gerekir. Şekle aykırılık iddiasında ise vasiyetnamenin düzenlenme biçimi ve kanuni şartların yerine getirilip getirilmediği incelenir.

Tanık Delili Somut Olayları Açıklamalıdır

Tanık anlatımları özellikle irade sakatlığı ve miras bırakanın vasiyetname tarihindeki davranışlarının belirlenmesi bakımından önem taşıyabilir. Tanığın kişisel kanaatinden ziyade doğrudan gözlemlediği olaylar ispat değerine sahiptir.

Miras bırakanın kimleri tanımadığı, günlük yaşamında ne tür güçlükler yaşadığı, belirli bir kişinin tehdit veya baskı niteliğindeki davranışlarına şahit olunup olunmadığı gibi somut açıklamalar, genel değerlendirmelere göre daha güçlü bir inceleme imkanı sağlar.

Resmi ve Tıbbi Belgeler İspatın Niteliğini Değiştirebilir

Noter kayıtları, hastane belgeleri, reçeteler, sağlık kurulu raporları, yazışmalar ve vasiyetnamenin aslı, ileri sürülen iptal sebebine göre önemli deliller arasında yer alabilir. El yazısı veya imza konusunda uyuşmazlık varsa karşılaştırmaya elverişli belgeler üzerinden bilirkişi incelemesi yapılabilir.

Mahkeme, delilleri birbirinden kopuk şekilde değil, uyuşmazlığın bütünlüğü içerisinde değerlendirir. Tek bir delilin varlığı her zaman iptal sonucunu doğurmayacağı gibi, farklı delillerin birbirini desteklemesi ispat bakımından güçlü bir bütünlük oluşturabilir.

Vasiyetnamenin İptali Davasında Adli Tıp Raporunun Önemi

Miras bırakanın vasiyetname tarihinde ayırt etme gücüne sahip olmadığı ileri sürüldüğünde, tıbbi değerlendirme davanın seyrinde önemli rol oynayabilir. Kişinin vefat etmiş olması nedeniyle inceleme doğrudan muayene yoluyla değil, geçmiş tarihli tıbbi kayıtlar ve diğer veriler üzerinden gerçekleştirilir.

Sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi için miras bırakanın vasiyetname tarihine yakın dönemdeki sağlık kayıtlarının mümkün olduğunca eksiksiz toplanması gerekir. Nöroloji, psikiyatri, dahiliye ve diğer ilgili branşlardaki kayıtlar ile hastane yatışları, reçeteler ve kullanılan ilaçlar değerlendirmeye dahil edilebilir.

Rapor Vasiyetname Tarihindeki Duruma Odaklanmalıdır

Miras bırakanın ölüm tarihindeki sağlık durumu ile vasiyetname tarihindeki ehliyeti aynı mesele değildir. Uzman değerlendirmesinin, kişinin ölüme bağlı tasarrufu yaptığı tarihte ayırt etme gücüne sahip olup olmadığı sorusuna cevap vermesi gerekir.

Vasiyetnameden yıllar sonra ortaya çıkan bir hastalık geçmiş tarihte ehliyetsizliği tek başına kanıtlamaz. Buna karşılık vasiyetname öncesinde başlayan ve ilerleyici seyreden bir hastalığa ilişkin sonraki kayıtlar, önceki dönemin değerlendirilmesine yardımcı olabilir.

Eksik Belgeler Üzerinden Hazırlanan Rapor Tartışılabilir

Uzman raporunun dayandığı tıbbi belgelerin eksik olması, ulaşılan sonucun güvenilirliğini etkileyebilir. Vasiyetname tarihine yakın önemli bir hastane yatışı veya nörolojik muayene değerlendirmeye dahil edilmemişse, eksik kayıtların getirtilmesi ve gerektiğinde yeniden rapor alınması talep edilebilir.

Adli Tıp veya başka bir uzman kurul tarafından hazırlanan rapor mahkeme açısından önemli bir delildir ancak hukuki hükmü kuran makam bilirkişi değildir. Mahkeme, raporu dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirir.

Vasiyetnamenin Açılması ve Okunması İptal Davasını Engeller mi?

Vasiyetnamenin Sulh Hukuk Mahkemesinde açılması ve ilgililere okunması, vasiyetnamenin iptali davası açılmasını engellemez. Vasiyetnamenin açılması ile vasiyetnamenin geçerliliğinin çekişmeli bir yargılama sonucunda denetlenmesi farklı hukuki işlemlerdir.

Miras bırakanın ölümünden sonra teslim edilen vasiyetname, kanunda öngörülen usul çerçevesinde açılır ve ilgililere bildirilir. Bu işlem, vasiyetnamenin içeriğinin ortaya çıkarılmasını ve ilgililerin tasarruftan haberdar olmasını sağlar.

Vasiyetnamenin Açılması Geçerlilik Kararı Değildir

Sulh Hukuk Mahkemesinin vasiyetnameyi açıp okuması, miras bırakanın vasiyetname tarihinde ehliyetli olduğunu veya belgenin bütün şekil şartlarını taşıdığını kesin olarak tespit eden bir karar niteliğinde değildir.

Ehliyetsizlik, irade sakatlığı, hukuka veya ahlaka aykırılık ve şekil eksikliği iddiaları, şartları mevcutsa ayrıca açılacak iptal davasında incelenebilir.

Tebliğ Tarihi Süreler Bakımından Önem Taşıyabilir

Vasiyetnamenin açılması sürecinde yapılan tebligatlar, hak sahibinin tasarrufu ve iptal sebebini ne zaman öğrendiğinin belirlenmesi bakımından önem kazanabilir. İptal davasının hak düşürücü sürelere tabi olması nedeniyle öğrenme tarihinin somut olayda doğru tespit edilmesi gerekir.

Vasiyetnamenin İptali Davası Ne Zaman Açılmalıdır?

Vasiyetnamenin iptali davası hak düşürücü sürelere tabidir. Türk Medeni Kanunu’nun 559. maddesine göre dava hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Öğrenmeye bağlı bu süre nedeniyle vasiyetnamenin varlığından haberdar olmak ile iptal sebebinin öğrenilmesi her olayda aynı tarihe denk gelmeyebilir.

Örneğin vasiyetnamenin açılması sırasında belgeden haberdar olan bir mirasçı, miras bırakanın vasiyetname tarihinde ciddi bir bilişsel hastalığının bulunduğunu daha sonra elde ettiği sağlık kayıtlarından öğrenebilir. Bir yıllık sürenin başlangıcı belirlenirken kanunun aradığı öğrenme unsurlarının somut olayda ne zaman gerçekleştiği incelenmelidir.

Türk Medeni Kanunu, öğrenmeye bağlı bir yıllık sürenin yanında üst süreler de öngörmüştür. İptal davası, her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin üzerinden iyi niyetli davalılara karşı on yıl geçmekle düşer.

Kanun, kötü niyetli davalılara karşı yirmi yıllık üst süre öngörmektedir. Davalının iyi veya kötü niyetli olduğunun belirlenmesi, somut olayın özelliklerine göre yapılır.

Bir yıllık, on yıllık ve yirmi yıllık sürelerin tamamı hak düşürücü niteliktedir. Bu nedenle vasiyetnamenin iptali davasında süre hesabının dava açılmadan önce vasiyetnamenin açılma tarihi, öğrenme tarihi ve ileri sürülen iptal sebebi dikkate alınarak yapılması gerekir.

Geçersizlik Def’i Bakımından Kanunda Ayrı Düzenleme Bulunmaktadır

Ölüme bağlı tasarruf nedeniyle kendisine karşı bir istem ileri sürülen kişinin, tasarrufun geçersizliğini def’i yoluyla ileri sürmesi bakımından kanunda farklı bir düzenleme bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’na göre geçersizlik, def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.

Dava yoluyla iptal istemek ile kendisine yöneltilen talebe karşı geçersizliği savunma olarak ileri sürmek aynı hukuki durum değildir. Bu ayrım özellikle hak düşürücü sürelerin geçirilmiş olduğu uyuşmazlıklarda önem kazanabilir.

Vasiyetnamenin İptali Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Vasiyetnamenin iptali davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Dava, malvarlığı değerinin miktarından bağımsız olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür.

Yetki bakımından ise miras hukukuna özgü düzenleme uygulanır. Mirasın açılmasından sonra ölüme bağlı tasarrufların iptali veya tenkisi davalarında miras bırakanın son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir.

Vasiyetnamenin İptali Davası ile Tenkis Davası Arasındaki Fark

Vasiyetnamenin iptali davası ile tenkis davası aynı vasiyetname nedeniyle gündeme gelebilse de farklı hukuki amaçlara sahiptir. İptal davasında ölüme bağlı tasarrufun kanunda belirtilen sebeplerden biri nedeniyle geçerliliği tartışılır. Tenkis davasında ise geçerli bir tasarrufun saklı payı ihlal eden bölümünün kanuni sınırlara çekilmesi istenir.

Geçerli Bir Vasiyetname Tenkise Tabi Olabilir

Miras bırakan vasiyetnameyi tam ehliyetle, özgür iradesiyle ve bütün şekil şartlarına uygun biçimde düzenlemiş olabilir. Buna rağmen vasiyetname ile yaptığı kazandırmalar saklı paylı mirasçıların haklarını ihlal edebilir.

Böyle bir durumda vasiyetnamenin geçersizliğinden değil, miras bırakanın tasarruf edilebilir kısmını aşmasından söz edilir. Saklı pay sahibi mirasçı, şartları mevcutsa tenkis talebinde bulunabilir.

Davayı Açabilecek Kişiler Farklıdır

Vasiyetnamenin iptalinde, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı dava açabilir. Tenkis davası ise saklı payı ihlal edilen mirasçıların korunmasına yöneliktir.

Bu nedenle saklı pay sahibi olmayan bir kişinin vasiyetnamenin iptalinde menfaati bulunabileceği halde tenkis talep etme hakkı bulunmayabilir.

İptal ve Tenkis Talepleri Birlikte Değerlendirilebilir

Somut olayın özelliklerine göre davacı öncelikle vasiyetnamenin iptalini, iptal şartlarının bulunmadığı sonucuna ulaşılması halinde ise saklı pay ihlali nedeniyle tenkis talebini gündeme getirebilir. Talepler arasındaki hukuki ilişkinin ve sıralamanın dava dilekçesinde doğru kurulması gerekir.

İptal ve tenkisin birbirinin yerine kullanılabilecek kavramlar olarak görülmesi hatalıdır. Birinde vasiyetnamenin geçerliliği, diğerinde geçerli tasarrufun miktar itibarıyla kanuni sınırlar içerisinde kalıp kalmadığı incelenir.

Vasiyetnamenin İptali ile Vasiyetnamenin Yokluğu Arasındaki Fark

Vasiyetnamenin iptali ile bir belgenin hukuken vasiyetname olarak hiç meydana gelmemiş sayılması aynı kavram değildir. Türk Medeni Kanunu’nun iptal hükümleri, mevcut bir ölüme bağlı tasarrufun kanunda sayılan sebepler nedeniyle hükümden kaldırılmasına ilişkindir.

Yokluk tartışması ise ölüme bağlı tasarrufun kurucu unsurlarının bulunmadığı hallerde ortaya çıkabilir. Örneğin miras bırakana ait bir irade açıklamasının hiç bulunmadığı veya vasiyetname olduğu ileri sürülen belgenin gerçekte miras bırakan tarafından oluşturulmadığı iddiaları, klasik anlamdaki şekil eksikliğinden farklı hukuki değerlendirmeler gerektirebilir.

Hukuki Nitelendirme Süreler Bakımından da Önemlidir

Bir uyuşmazlığın iptal sebebine mi yoksa yokluk iddiasına mı dayandığının belirlenmesi yalnızca teorik bir ayrım değildir. Talebin niteliği, uygulanacak hükümleri ve süre tartışmasını etkileyebilir.

Bu nedenle vasiyetnameye ilişkin eksikliğin hangi hukuki sonucu doğurduğu, belgenin özellikleri ve ileri sürülen vakıalar üzerinden belirlenmelidir.

Birden Fazla Vasiyetname Bulunması Halinde Hangisi Geçerlidir?

Miras bırakanın yaşamı boyunca birden fazla vasiyetname düzenlemesi mümkündür. Sonraki tarihli vasiyetnamenin bulunması, önceki vasiyetnamenin her durumda bütünüyle geçersiz hale geldiği anlamına gelmez. Miras bırakan önceki vasiyetnamesinden açıkça dönebileceği gibi, sonraki tasarrufuyla önceki hükümlerle bağdaşmayan yeni düzenlemeler de yapabilir.

Sonraki Vasiyetname Önceki Tasarrufu Ortadan Kaldırabilir

Miras bırakan kanunda öngörülen vasiyetname şekillerinden birine uyarak önceki vasiyetnamesinden dönebilir. Yeni vasiyetnamede önceki vasiyetnamenin kaldırıldığı açıkça belirtilmişse iradenin belirlenmesi daha kolaydır.

Açık bir geri alma beyanı bulunmaması halinde ise sonraki vasiyetnamenin önceki tasarrufla bağdaşıp bağdaşmadığı incelenir. Sonraki tasarruf önceki vasiyetnameyi tamamlıyor ve onunla çelişmiyorsa her iki belgenin birlikte hüküm doğurması mümkün olabilir.

Aynı Malın Farklı Kişilere Bırakılması Uyuşmazlık Doğurabilir

Örneğin miras bırakan ilk vasiyetnamesinde belirli bir taşınmazı bir kişiye, daha sonraki vasiyetnamesinde aynı taşınmazı başka bir kişiye bırakmışsa iki tasarrufun birlikte yerine getirilmesi mümkün değildir. Bu durumda sonraki iradenin önceki tasarrufa etkisi değerlendirilir.

Birden fazla vasiyetnamenin bulunduğu davalarda belgelerin tarihleri, şekil şartları, içerikleri ve varsa geri alma iradesi birlikte incelenmelidir.

Vasiyetnamenin Yok Edilmesi de Geri Alma Sonucu Doğurabilir

Miras bırakan vasiyetname belgesini yok ederek de tasarrufundan dönebilir. Ancak belgenin kaza sonucu veya üçüncü kişinin kusuruyla ortadan kalkması ile miras bırakanın geri alma amacıyla belgeyi yok etmesi birbirinden farklıdır.

Belgenin hangi koşullarda ortadan kalktığı tartışmalıysa, geri alma iradesinin bulunup bulunmadığı somut deliller üzerinden değerlendirilir.

Vasiyetnamenin niteliğinin belirlenmesi, dava hakkının ve karşı tarafların tespiti, sağlık ve noter kayıtlarının toplanması, bilirkişi raporlarının incelenmesi ve hak düşürücü sürelerin takibi birlikte yürütülmesi gereken işlemlerdir. Vasiyetnamenin iptali davasında profesyonel hukuki destek, uyuşmazlığın doğru hukuki zeminde ele alınmasına ve miras hakkının usul kurallarına uygun biçimde korunmasına katkı sağlar.

Not: Bu makale yalnızca bilgilendirme amacı taşımakta olup, somut davalar için alanında uzman bir avukattan profesyonel destek alınmalıdır.

Av.Gizem ARAL SAFSÖZ