
Yoksulluk nafakasına hak kazanmak, boşanma sonrasında eşlerden birinin diğerinden daha az gelir elde etmesine bağlı değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi, boşanma yüzünden geçimini sağlayamayacak duruma düşecek eş için bir koruma öngörür. Talepte bulunanın ekonomik kaynakları, zorunlu ihtiyaçları ve boşanmaya yol açan olaylardaki kusuru birlikte değerlendirilir. Diğer eşin ödeme gücü de verilecek kararın sınırını oluşturur.
Gelirin bulunması talebi her zaman dışlamaz. Gelir kaydı bulunmayan eşin de geçim kaynakları ve nafakanın diğer koşulları incelenir. Bir kişinin çalıştığı işin sürekliliği, ücretinin gerçek tutarı, malvarlığından yararlanma imkanı ve boşanma sonrasında karşılamak zorunda kalacağı giderler araştırılmadan sağlıklı sonuca varılamaz. Hukuki inceleme, yalnız maaş bordrosunu karşılaştıran bir hesap değildir.
Boşanmanın Yarattığı Geçim Açığı Nasıl Belirlenir?
Kanunun aradığı bağlantı, yoksulluk ile boşanma arasındadır. Evlilik sırasında ortak gelir ve ortak harcamalarla sürdürülen yaşam, ayrılma sonrasında iki ayrı hane kurulmasını gerektirebilir. Talep eden eşin kendi kaynakları, artık tek başına karşılamak zorunda kalacağı makul giderlere yetmiyorsa bu değişim nafaka değerlendirmesinde önem taşır. Ancak evlilik boyunca sahip olunan her tüketim alışkanlığının aynen korunması garanti edilmez.
Barınma, beslenme, giyim, sağlık ve ulaşım gibi ihtiyaçlar somut koşullarla belirlenir. Kira sözleşmesi, düzenli tedavi gideri veya işe ulaşım masrafı aynı kişinin geçim kapasitesini farklı yönlerden etkiler. Soyut bir aylık gider toplamı sunulması yerine, giderin gerçekten yapıldığı ve neden gerekli olduğu açıklanmalıdır. Yüksek harcama beyanının belgelerle ve kişinin makul ihtiyaçlarıyla uyumu araştırılmalıdır.
Boşanma nedeniyle gelir azalması ile yalnız ekonomik düzeyin düşmesi birbirinden ayrılır. Kendi gelir ve malvarlığıyla makul ihtiyaçlarını karşılayabilen eşin, diğer eş çok daha varlıklı olduğu için mutlaka nafaka alacağı söylenemez. Aynı nedenle tarafların gelirleri arasındaki belirli bir oran, kanunda bulunmayan otomatik hak kazanma ölçütüne dönüştürülemez.
Değerlendirme eşlerin cinsiyetine göre kurulmaz. Kanun, koşulları taşıyan tarafın talebini korur. Kimin ev dışında çalıştığı, kimin bakım sorumluluğunu üstlendiği ve bu iş bölümünün ekonomik sonuçları önemlidir. Geleneksel aile rolüne dayanan bir varsayım, dosyadaki gelir ve ihtiyaç araştırmasının yerini tutamaz.
Ortak Hanenin Dağılmasıyla Değişen Giderler
Evlilik sırasında kira ödemeyen bir kişinin boşanma sonrası kiraya çıkması ile kendisine ait konutta yaşamayı sürdürmesi aynı ekonomik tabloyu oluşturmaz. Konutun kime ait olduğu kadar fiilen kullanılabilirliği de araştırılır. Tapuda pay sahibi olmak, taşınmazı tek başına kullanma veya ondan düzenli gelir elde etme imkanı bulunduğunu kendiliğinden göstermez.
Aile yanında geçici olarak kalmak barınma giderini azaltabilir. Bunun ne kadar süreceği, karşılıksız mı olduğu ve kalıcı bir yaşam düzeni sağlayıp sağlamadığı bilinmeden kişinin konut ihtiyacının tamamen karşılandığı kabul edilmemelidir. Yakının sunduğu geçici yardım ile talep edenin üzerinde hukuken tasarruf edebildiği düzenli gelir aynı ekonomik kaynak değildir.
Ücret, Emekli Aylığı ve Düzensiz Kazanç
Çalışan eşin yoksulluk nafakası isteyemeyeceği biçiminde genel bir yasak bulunmaz. Ücret, geçim incelemesinin önemli verisidir fakat tek verisi değildir. Net ödeme, işin devamlılığı, zorunlu giderler ve diğer kaynaklar birlikte ele alınır. Bordroda ücret görünmesi ile fiilen ve düzenli ödeme alınması arasında uyuşmazlık varsa banka kayıtları ve iş ilişkisine ait belgeler karşılaştırılır.
Ücretin asgari ücret düzeyinde olması, her dosyada aynı sonucu doğuran bir eşik değildir. Yoksulluk nafakası hakkı için kanunda bu tutarı esas alan sabit bir gelir eşiği öngörülmemiştir. Aynı geliri elde eden iki kişinin barınma koşulları, sağlık giderleri ve malvarlığı farklı olabilir. Mahkemenin değerlendirmesi bu farklılıkları görünür kılmalıdır.
Emekli aylığı da miktarı ve düzenli gelir oluşturması bakımından hesaba katılır. Aylığın varlığı nedeniyle talebin otomatik reddi veya düşük bulunması nedeniyle otomatik kabulü doğru olmaz. Talep edenin başka geliri, kullanılabilir malvarlığı ve zorunlu giderleriyle birlikte geçimini sağlayıp sağlayamadığı belirlenir. Kararın gerekçesi, yalnız emekli olunduğunu bildirmekle sınırlı kalmamalıdır.
Mevsimlik çalışma, gündelik iş veya değişken serbest meslek kazancında tek bir ayın geliri yanıltıcı olabilir. Yıl içindeki çalışma süresi, işin tekrarlanma ihtimali ve zorunlu mesleki giderler araştırılır. En yüksek kazanç sağlanan ayı sürekli gelir gibi kabul etmek de yalnız çalışılmayan aya bakarak gelirsizlik sonucu çıkarmak da incelemeyi daraltır.
Bir işletmenin yüksek cirosu, sahibinin aynı tutarda kişisel kullanılabilir gelir elde ettiği anlamına gelmez. İşletme giderleri, vergi yükleri ve kazancın fiilen ne kadarının kişiye kaldığı değerlendirilir. Buna karşılık yalnız zarar beyanına dayanılarak ekonomik gücün bulunmadığı da kabul edilmemelidir. Beyan edilen faaliyet ile banka hareketleri ve yaşam koşulları arasında tutarlılık aranır.
Çalışma İmkanı ile Gerçek Gelir Arasındaki Mesafe
Yaş, eğitim ve meslek bilgileri değerlendirilirken kişinin fiilen işe erişme ve düzenli kazanç sağlama olanakları da araştırılmalıdır. Uzun süre çalışma hayatından uzak kalınması, mesleki deneyimin güncelliği, sağlık koşulları ve fiili iş imkanları incelenir. Nafaka talebini yalnız çalışabilecek yaşta bulunmaya dayanarak değerlendirmek, gerçekleşmemiş bir kazancı mevcut gelir yerine koyabilir.
İşten ayrılma veya çalışmama tercihinin nedeni de araştırılabilir. Gerçek bir iş kaybı, sağlık nedeniyle ayrılma ve sırf gelirini düşük göstermek için işi bırakma iddiası farklı vakıalardır. Sonuncusu ileri sürülüyorsa somut kayıt ve olaylarla desteklenmelidir. İşten ayrılan her kişinin nafaka amacıyla hareket ettiği varsayılamaz.
Çalışma kapasitesine ilişkin tartışmada tarafların açıklamaları karşılaştırılabilir olmalıdır. Mesleğin adı yerine hangi işte, hangi koşullarda ve ne kadar süredir çalışıldığı gösterilir. Bakım sorumluluklarının fiilen çalışma saatlerini nasıl etkilediği de açıklanabilir. Soyut olarak tam zamanlı çalışma önerilmesi, mevcut koşulların ayrıntılı incelenmesinin yerine geçmez.
Malvarlığı Varlığı ile Geçimini Sağlayabilme Aynı Şey Değildir
Tapu, araç veya banka hesabı kayıtları nafaka talebinde önem taşır. Fakat her malın geçim sağlama kapasitesi aynı değildir. Düzenli kira getiren taşınmaz ile gelir üretmeyen ve kullanımında uyuşmazlık bulunan bir pay farklı değerlendirilir. Araştırma yalnız kişinin üzerine kayıtlı mal bulunup bulunmadığı sorusunda bırakılmamalıdır.
Bir malın değeri, borç yükü ve gelirinden yararlanma olanağı birlikte incelenir. Yüksek değerli bir malvarlığı geçim ihtiyacının karşılanabileceğini gösterebilir. Buna karşılık sicildeki nominal değer veya geçmişte yapılmış bir alım, güncel mali durumu eksiksiz açıklamaz. Taşınmaz üzerindeki yükler ve paylı mülkiyet ilişkisi göz ardı edilmemelidir.
Henüz sonuçlanmamış mal rejimi davasında talep edilen tutar, kesinleşmiş ve tahsil edilmiş para gibi gösterilemez. Talebin varlığı, elde edilecek miktar ve fiili tahsil imkanı farklı aşamalardır. Nafaka bakımından o tarihte kullanılabilen kaynaklar incelenirken olası bir alacak, niteliği açıklanmadan düzenli gelir olarak hesaba yazılmamalıdır.
Banka hesabındaki tek seferlik hareketler de açıklama gerektirir. Borç alınan para, mal satış bedeli, emanet tutar ve çalışma geliri birbirinden ayrılmalıdır. Hesaba giren her meblağı aylık kazanç saymak hatalı olabileceği gibi, kayda değer birikimi yalnız ücret bulunmadığı gerekçesiyle görmezden gelmek de doğru değildir.
Aile üyelerinin veya yakınların yardımı söz konusuysa yardımın düzenliliği, dayanağı ve sürmesi beklenebilir olup olmadığı araştırılır. Bir yakının varlıklı olması, nafaka isteyen kişinin aynı malvarlığına sahip olduğu anlamına gelmez. Yardım edenin serveti ile talep edenin kendi ekonomik gücü ayrı kavramlardır.
Kusurun Nafaka Hakkına Etkisi
Yoksulluk koşulu bulunsa dahi talep eden eşin boşanmaya neden olan olaylardaki kusuru diğer eşten daha ağır olmamalıdır. Kanun, talep edenin mutlaka kusursuz olmasını aramaz. Eşit kusurlu kabul edilen eş yönünden, yoksulluk ve ödeme gücü dahil diğer nafaka koşulları incelenmeye devam eder. Kusur karşılaştırması ile ekonomik ihtiyaç araştırması birbirinden ayrı yapılır.
Nafaka ödeyecek eşin kusurlu olması ise zorunlu değildir. Bu yönüyle yoksulluk nafakası, kusurlu davranışın cezalandırılması için ödenen bir tutar olarak görülemez. Talep edenin kusuru ağır değilse ve diğer koşullar gerçekleşmişse yükümlünün kusursuz bulunması, yalnız başına talebin reddini gerektirmez. Tazminat koşulları bu değerlendirmeye aynen taşınmamalıdır.
Kusur, tarafların birbirlerine yönelttiği sıfatlardan çıkarılmaz. Boşanmaya etkili olayların ileri sürülmesi, ispatlanması ve karşılaştırılması gerekir. Gelir getiren işi olmamak veya boşanmayı istemek, kendi başına ağır kusur oluşturmaz. Ekonomik bağımlılık ile evlilik yükümlülüklerine aykırı davranış aynı kavram değildir.
Çekişmeli boşanma yargılamasında kabul edilen olaylar ve kusur değerlendirmesi nafaka talebini etkiler. Bu nedenle nafaka isteyen tarafın yalnız aylık giderlerini açıklaması yeterli olmayabilir. Ekonomik koşullar yanında kusura ilişkin iddialara da somut cevap verilmesi, incelemenin iki ayrı yönünün eksiksiz kurulmasını sağlar.
Ödeme Gücü Hakkın Kapsamını Sınırlar
Talep edenin yoksulluğa düşecek olması, diğer eşin her miktarı ödemekle yükümlü olduğu anlamına gelmez. Kanun, nafakayı yükümlünün mali gücüyle ilişkilendirir. Net ve devamlı gelir, kullanılabilir malvarlığı, zorunlu giderler ve mevcut yükümlülükler değerlendirilir. Talep edilen miktar ile karşı tarafın ekonomik kapasitesi arasında makul bir ilişki kurulmalıdır.
Yükümlünün yalnız resmi ücret kaydı incelenirse eksik bir tablo oluşabilir. Düzenli kira geliri, ticari faaliyet veya başka ekonomik kaynaklar da araştırılabilir. Buna karşılık kişinin kullandığı her malın kendisine ait olduğu veya görünür yaşam düzeyinin tamamının sürekli gelirle karşılandığı varsayılamaz. Bu iddiaların kayıtlarla desteklenmesi gerekir.
Borçların varlığı da kendiliğinden nafaka yükümlülüğünü kaldırmaz. Borcun gerçekliği, niteliği ve zorunluluğu tartışılabilir. Geçim için yapılmış zorunlu ödeme ile gönüllü tüketim tercihi aynı ağırlıkta değerlendirilmeyebilir. Her iki tarafın mali tablosunda da karşılaştırılabilir ve açıklanabilir veriler kullanılmalıdır.
Hakkaniyet incelemesi, rakamların gerekçesiz belirlenmesi anlamına gelmez. Kararda ihtiyaç ile ödeme gücü arasındaki ilişkinin kurulması beklenir. Talep edenin yetersiz kalan geçimi ve yükümlünün gerçek kapasitesi açıklığa kavuşmadan yalnız tarafların yaşamına dair genel izlenimlerle miktar belirlenmesi sağlıklı bir dayanak oluşturmaz.
Ekonomik Durumun İspatında Dosyanın Hazırlanması
Nafaka talebi, talep edilen tutar ve bu tutarın dayandığı ihtiyaçlarla açıkça ortaya konulmalıdır. Gelir belgeleri, sosyal güvenlik kayıtları, banka hareketleri ve taşınmaz bilgileri ekonomik kaynakları gösterir. Kira, sağlık ve benzeri giderler ise ihtiyacın boyutunu açıklar. Bir belgenin dosyaya konulması kadar hangi vakıayı ispatladığının belirtilmesi de önemlidir.
Sosyal ve ekonomik durum araştırması yardımcıdır, fakat yüzeysel bir form bütün uyuşmazlığı çözmeyebilir. Raporda gelir kaynağı belirtilmemişse, tarafların iş durumları güncel değilse veya malvarlığı bilgisi eksikse ilgili kayıtlarla araştırmanın tamamlanması istenebilir. Tarafın açıklaması ile resmi kayıt arasındaki fark, hangi bilginin hangi döneme ait olduğu belirlenerek giderilir.
Tanık anlatımları çalışma biçimi, yaşam düzeni veya ayrılma sonrasındaki geçim koşulları hakkında bilgi verebilir. Tanığın kişisel gözlemi ile başkasından duyduğu gelir tahmini aynı ispat değeri taşımaz. Özellikle kesin ücret tutarları hakkında belgesiz varsayımlar, banka veya işveren kaydının yerine kullanılmamalıdır.
Karşı tarafın ekonomik gücüne ilişkin araştırma ölçülü olmalıdır. İstenen kayıt ile nafaka uyuşmazlığı arasında bağlantı kurulmalıdır. Kişisel verilerin hukuka aykırı elde edilmesi, ekonomik iddiayı ispatlama amacıyla haklı hale gelmez. Mahkeme aracılığıyla ilgili kayıtların getirtilmesi ile özel hesaplara izinsiz erişilmesi farklı yöntemlerdir.
Çelişen Verileri Açıklamak
Ücret bordrosu düşük gelir gösterirken düzenli yüksek banka girişleri bulunması açıklama gerektirir. Bu fark ek kazançtan doğabileceği gibi kredi, aile yardımı veya geçici tahsilattan da kaynaklanabilir. Tek bir kaydı seçip diğerlerini dışarıda bırakmak yerine, para hareketlerinin sebebi ve sürekliliği belirlenmelidir.
Giderler bakımından da aynı dikkat gerekir. Bir başkası tarafından ödenen masrafın talep eden tarafından karşılanıyormuş gibi sunulması veya ortak giderin tamamının kişisel ihtiyaç sayılması hesabı değiştirebilir. Gider paylaşımının açıklanması, talep edilen nafakanın gerçek geçim açığıyla ilişkilendirilmesini sağlar.
Yargılama Sırasında Değişen Gelirin Etkisi
Boşanma yargılaması sürerken işe girilmesi, işin sona ermesi veya yeni bir gelir elde edilmesi, ilk dilekçedeki mali tablonun güncellenmesini gerektirebilir. Başlangıçta yapılan araştırmayla yetinilirse hüküm kurulurken artık mevcut olmayan koşullar esas alınabilir. Taraf, değişikliği yalnız bildirmekle kalmamalı, tarihini ve ekonomik etkisini de ilgili belgelerle açıklamalıdır.
Yeni işin deneme süresinde bulunması veya belirli süreli olması, kazancın devamlılığı yönünden önemlidir. Bununla birlikte her geçici sözleşmenin sonunda mutlaka işsiz kalınacağı varsayımıyla hesap yapılamaz. İş ilişkisinin fiili seyri, ücret ödemeleri ve sona erme ihtimalini gösteren somut veriler değerlendirilir. Geleceğe ilişkin kesin olmayan beklentiler mevcut gelirle karıştırılmamalıdır.
Yargılama boyunca ödenen tedbir nafakasının varlığı, boşanma sonrasında yoksulluk nafakasına hak kazanıldığını gösteren kesin bir tespit sayılmaz. Tedbirin amacı ve değerlendirme koşulları farklıdır. Yoksulluk nafakası talebi hakkında karar verilirken TMK 175’teki koşullar ayrıca incelenir. Önceki geçici ödeme, kusur ve ekonomik ihtiyaç araştırmasını gereksiz hale getirmez.
Mali durumu açıklayan belgelerin dönemleri birbirine yakın olmalıdır. Bir eşin birkaç yıl önceki geliriyle diğerinin güncel ücretini karşılaştırmak yanıltıcıdır. Aynı şekilde geçmiş dönem kira bedeli güncel barınma ihtiyacını tam açıklamayabilir. Belgelerin tarihleri gösterilerek hangi ekonomik dönemin değerlendirmeye esas alındığı anlaşılır hale getirilmelidir.
Benzer Gelirlerin Farklı Sonuç Doğurabileceği İki Durum
Aynı tutarda ücret alan iki kişiden biri kendi konutunda yaşarken diğeri kira ödüyor olabilir. İkinci kişinin daha yüksek gideri bulunması talebi destekleyen bir veridir. Ancak konut sahibi olanın başka zorunlu harcamaları, kirada yaşayanın ise ek gelir kaynakları bulunabilir. Hak kazanma sonucu yalnız bu iki bilgiyle belirlenemez. Her kişinin kullanılabilir gelirinden karşılamak zorunda olduğu makul ihtiyaçlar birlikte okunur.
Başka bir karşılaştırmada, hiç ücret almayan kişinin düzenli kira geliri ve önemli birikimi bulunurken çalışan kişinin geliri zorunlu sağlık ve barınma giderlerine yetmeyebilir. Çalışma kaydına bakılarak birincinin yoksul, ikincinin ekonomik bakımdan yeterli kabul edilmesi araştırmanın amacına aykırı olur. Gelirin adı yerine toplam geçim kapasitesi değerlendirildiğinde farklı sonuca ulaşılabilir.
Bu karşılaştırmalar diğer eşin mali gücünden bağımsız kesin bir alacak hesabı vermez. Talep edenin ihtiyaç açığı belirlendikten sonra istenen katkının karşı tarafın gerçek imkanlarıyla karşılanabilirliği incelenir. İki eşin durumuna ilişkin araştırmalar farklı ayrıntı düzeyinde yapılmışsa sonuç da güvenilir olmayabilir. Bir tarafın yalnız beyanını, diğer tarafın ise bütün banka ve malvarlığı kayıtlarını esas alan dengesiz bir karşılaştırmadan kaçınılmalıdır.
Talebin kabulü veya reddi bakımından gerekçede hangi kaynağın gelir sayıldığı, hangi giderin gerekli bulunduğu ve kusur koşulunun nasıl değerlendirildiği anlaşılabilmelidir. Böyle bir açıklama, kararın yalnız sonucunu değil dayandığı hukuki hesabı da denetlenebilir kılar. Tarafların itirazları da genel memnuniyetsizlik yerine değerlendirilmediği ileri sürülen belirli olgu ve belgelere yöneltilebilir.
Hak Kazanma İncelemesinin Sınırı
İlk kez yoksulluk nafakasına hükmedilmesi ile daha önce verilmiş kararın sonradan değiştirilmesi aynı inceleme değildir. İlk talepte boşanmanın ekonomik etkisi, kusur karşılaştırması ve ödeme gücü birlikte değerlendirilir. Sonraki değişiklik talepleri bu yazının kapsamı dışındadır. Çocuğun bakım giderlerine yönelik nafaka da eşin kendi geçimi için istediği yoksulluk nafakasından ayrıdır.
Hak kazanma koşulları tek bir belge veya etiketle açıklanamaz. Çalışıyor olmak, işsiz olmak, ev sahibi olmak ya da diğer eşten daha az kazanmak ancak dosyadaki diğer verilerle birlikte anlam taşır. Talebin hukuki gücü, kişinin boşanma sonrasında hangi kaynakla hangi zorunlu ihtiyacını karşılayabileceğinin ve karşı tarafın buna ne ölçüde katkı sağlayabileceğinin ortaya konulmasına bağlıdır.
Kaynaklar: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.11.2022, E.2020/366, K.2022/1619.
Hukuki Uyarı
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. İçeriğin somut bir uyuşmazlığa uygulanması, olayın özellikleri ile güncel mevzuat ve yargı kararlarının birlikte değerlendirilmesini gerektirir. Yazı, kişiye özel hukuki görüş veya hukuki danışmanlık yerine geçmez.
Av. Gizem ARAL
www.gizemaral.av.tr/